logo

14 Kasım 2019

Düzmece aydın ile zoraki muhalefet kolkola


Rasim Özdenören
riozdenoren@gmail.com

“Bir yığın yeteneksizin nasıl olup da ülkenizi, şirketinizi, fabrikanızı, mağazanızı, büronuzu avuçlarının içine aldıklarına şaştığı­nız oluyor mu?” sorusuna cevap arıyor. Dr. Laurance J.Peter. Cevabı şu: ken­di yeteneksizlik düzeyine erişen bir görevli, görevinin gereğini yerine getireceğine, kusursuz olarak ya­pabildiği bir dizi başka işlere girişir, asıl işini yapacağına sürekli hazırlıklarla oyalanmayı ter­cih eder. Örneğin yeteneksiz matema­tik öğretmeni öğrencilerine matematik öğreteceğine matematiğin öneminden bahseder.” (Peter İl­kesi, s. 38 vd.).

Dr. Peter, yeteneksizlik düzeyine ulaşmış politikacılardan da bahsedi­yor. “Bu politikacılar her fırsatta de­mokratik düzenin (ya da duruma gö­re komünist düzenin, aşiret düzeninin, krallıkla yönetim düzeninin) öne­mi, kutsallığı, gözler kamaştıran ta­rihi hakkında söylevler verirler, ama gerçek görevlerinin gerektirdiği hiç­bir şeyi yapmazlar ya da pek az şey yaparlar” diyor (s. 145).

Dr. Peter’in bu tespitleri bana, Tan­zimat’tan bu yana belli bir çizgiyi inat ve ısrarla koruyan belli bir tip Türk aydınının ve siyaset erbabının durumunu tedai ettirdi. Bu aydın tipi veya politikacı, asıl alanının dışında oyalanıp hiçbir şey yapmadan daima bir şeyler yapıyormuş pozundadır. Daima suni meseleler icat ederek kamuoyunu bu suni meselelerle oyalar.

Tanzimat’tan da önce, Osmanlı Devleti’nin, “gerilemesinin” sebebi­ni Yeniçeri Ocağı’nın bozulmuş ol­masına bağlayarak bu ocağın lağve­dilmesi bu tip aydının marifetlerindendir. Tanzimat’ın gerekliliği bu aydının keşfidir. Meşrutiyetler aynı ayd­ın takımının zorlamasıyla ilân edilmiştir. Cumhuriyet fikriyatının 6 okla ifade edilmesi bu aydının icadıdır.

Bu aydının ulaşabildiği en yüksek düşünce düzeyi, gerek iç politikada, gerek dış politikada düzenbazlık üretmekten ibaret kalmıştır.

Kimi zaman durumun gerçek bir yeteneksizlikten mi, yoksa bilinçli bir kasıttan mı ileri geldiğini an­lamak zorlaşabilir. Bu takdirde, onun hüsnüni­yeti sorgulamaya açık kalır.

Laiklik, anayasa, irtica veya idarî düzenlemeler üzerindeki tartışmalar bu aydının temcit pilavıdır. O kendi calî dünyasının kalkanı arkasında daima her şeye muhaliftir. Milletine, milletinin dinine, giyim kuşamına, geleneğine, örfüne vb. muhaliftir.

Bu aydın tipine, bütün dünyada giderek millî devlet anlayışının kapalı karakterinden vazgeçildiği nasıl anlatılabilir? Türkiye’nin sadece bu anlayış değişikliğinin uzantısı olarak değil, fakat geçmişinde İslâm’ı yaşa­mış bir ülke olarak İslâm ülkeleri ile İslâmî bağlamda; diğer ülkelerle siyasî, iktisadî, ticarî, kültürel ilişkileri ve işbirliğini bir ağ örgülü olarak pekiştirmenin gereği acaba nasıl vurgulanmalıdır?

Türkiye şimdi bu 200 yıllık kördüğümü çözmeye başladı. Düğümün ucu ele geçirildi. Zor da olsa gerisi çorap söküğü gibi akıp gelecek inşallah…

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
231 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...