logo

26 Mayıs 2019

‘Dünya benim deyip zapta geçirse’


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

Âşık’ bir insanın taşıyabileceği en yüksek sıfatlardan biri olmalı.

‘Neye aşık olduğuna bağlı’ derseniz, deyin.

Neye aşık olursan ol, aşık olmak insanın ‘derece’sini yükseltir.

‘Abi ben tabiata aşığım.’

Çok iyisin sen, devam et.

‘Ben edebiyata aşığım.’

‘Ben makinalara aşığım.’

‘Ben zurnanın ve klarnetin sesine aşığım.’

O kadar da demedik!

‘Trompet olur mu? Ya da keman?’

Keeees!

‘Ben Leyla’ya aşığım.’

‘Ben Leyla’yım’ desen yeterdi!

Böyle seslendirince, neye veya kime aşık olduğunun bir fark oluşturduğu daha iyi anlaşılıyor.

Bazen radyolarda bir ‘aşık’ muhabbetine rastlıyorum.

Kafiyeyi tutturuyorlar. Heceleri denk getiriyorlar.

İkisi karşı karşıya geçip, kucaklarında bağlamaları birbirlerine laf yetiştiriyorlar.

Söylemesem olmaz. Bağlamanın sesini bir gürültüye dönüştürüyorlar.

Sonra avazı çıktığı kadar bağır, bağır bağır.

Felaket! Kaçabiliyorsan kaç oradan. Ya da kapat radyoyu.

Çünkü, bazen öyle sığlaşıyorlar ki, müzikten, bağlamadan soğursun.

Allah eksikliklerini vermesin, o arkadaşlar neye aşık acaba?

Vardır bir dertleri, bir sevdaları. Allah yardımcıları olsun.

Hepsini aynı kefeye koymak günah.

Aralarında yıldızlar var.

Daha yeni Aşık Veysel’den bahsettik. Rahmetli adam, şiir ve musiki zenginliğinin önemli bir parçasını teşkil ediyor.

Aşık Daimi’nin “Ali Bizim Şahımız” deyişini de burada andık.

O zirvelere bu yamaçlardan çıkılıyor.

Aşık Sümmani yıldızlardan biri. (1861-1915)

“Ervah-ı ezelde levh ü kalemde/Şu benim bahtımı kare yazmışlar”

Türküyü biliyorum. Rastgeldiği zaman dinliyorum.

Bir fena hissi. Yani fanilik. Nedense şiirde veya nesirde, hatta hayatta böyle şeyler gördüğüm zaman peşine takılıyorum.

“Herkes dosta vermiş arzuhalini/Benimkini ürüzgara yazmışlar”

Aşık diye ben buna derim işte!

Şiir, şiir gibi devam ediyor:

“Bilmem tecelli mi yoksa ki kader/Beni bir vefasız yâre yazmışlar

Yazanlar Mecnun’un Leyla’nın adın/Sümmani’yi bir kenare yazmışlar”

Bir de, türküdeki zenginliğe bakar mısınız? Levh, Kalem, Ervah, Ezel, Tecelli, Kader… Leyla, Mecnun.

Bir dünya görüşü, bir irfan var içinde.

***

Aynı irfanı Aşık Seyrani’de de görürsünüz. Seyrani, Sümmani’den biraz eski. (1800-1866)

Derinden söylüyor.

“Eski libas gibi aşığın gönlü

Söküldükten sonra dikilmez imiş”

“İbrişimden nazik saydığım güzel

Meğer pulat gibi bükülmez imiş”

Biraz mollalık var Seyrani’de. Ama öğütleri dervişane. Oldukça da sarsıcı. Sarsılana tabii.

“Rızka sebep olan türap/Gözlerine dolar bir gün”

“Sana secdesiz namazın/Kısmet olan kılar bir gün.”

Bazı ‘mutaassıp’ şiir erbabı sorabilir:

Böyle ibretli nazımları şiirden mi sayacağız?
Mesela, Kul Himmet’in 16. Yüzyılda söylediği “Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün” diye başlayan deyişi çok sarih.

“Söz söylersin söz içinde sözün var

Çalarsın çırparsın oğlun kızın var

Şu dünyada üç beş arşın bezin var

Tüm bedesten senin olsa ne fayda”

Sarih, ama şairane.

500 sene önce söylenmiş, hiç eskimemiş.

Söyleyişte bir kuvvet ve bir incelik var.

Hala söyleniyor, yaşıyor.

“Dünya benim deyip zapta geçirse

Karun kadar malın olsa ne fayda”

Tabii ki şiirdir.

Ne tarafından bakarsanız bakın.

(KARAR)

Etiketler:
Share
266 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adalet tek boyutlu değildir

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adalet deyince bizde kısaca her hak sahibine hakkını eksiksiz verme anlaşılır demiştik. Bizdeki kullanılışı hem adaleti hem de kıst’ı anlatır. Çünkü adalet, hukuku herkese eşit uygulama, kıst ise herkese hakkı olanı vermedir. Paylar her zaman eşit olmayabilir. Bu sebeple mesela miras eşit taksim edilmez ama ‘kıst’ anlamında adildir. Adalet üzerine konuşanlar onun farklı açılardan çeşitlerinden söz ederler: Yönetimde adalet, yargıda adalet, siyasi adalet, misliyle mukabelede adalet, sosyal adalet ve ailede adalet gibi. Bunların her birinin açıl...
  • “Adam evli çoluklu çocuklu”

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Tefrika roman: Bölüm 10 Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.) Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik. ...
  • Katılım bankalarında büyük değişim

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Dün sözünü ettiğim Tebliğ’de benim bildiğim ilk defa resmi olarak bu bankaların “faizsiz bankalar” olduğu şöyle kaydedilmiştir: Faizsiz bankacılık danışma komitesi MADDE 4 – (1) Bankalar, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlüdür. Danışma komitesi yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu madde yıllardır devam eden bir özlemi sona erdirmiştir. Evet bu bankaların bütün işleri “faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına” uygun ...
  • Oktar davası nereye gidiyor?

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adnan Oktar hakkında açılan davanın duruşmaları başladı.. İfadeler alınmaya devam ediliyor. Örgüt içinde yer alıp, daha sonra itirafçı olanların beyanlarına henüz başlanmadı.. Oktar, örgütün ikinci adamı Tarkan Yavaş ifadelerini verdiler. Örgütün içindeki üçüncü, dördüncü isimlerin ifadeleri ile duruşmalar devam ediyor.. Ama bakıyorum, toplumu en fazla rahatsız eden konular hakkında ne ciddi bir soru var.. Ne de sanıklardan bir açıklama.. Gizli saklı şu suçu işlemişler.. Gizli saklı bu suçu işlemişler.. Bunlar iddia e...