logo

16 Ağustos 2019

DSİ konuştu, Muğla Belediyesi ne dedi?


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Dünkü “Fethiye denizi nasıl kurtulur” başlıklı yazıma, önce DSİ’den sonra da Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama geldi.

Hani şu çarpıklığa dikkat çekmiştim:

“Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum’un seçim vaadiymiş, hadi buyursunmuş da…

CHP’li Başkan Gürün ‘konu bende’ demiş, hadi halletsinmiş de…

Siyasi rakibi değil halkı, turizmi ve denizi cezalandırmak bu!

Körfez yosuna teslim, elden gitti gidiyor, turizm can derdinde, sorumlularsa ‘kime yazar’ tasasında…”

Fakat baştan belirtmeliyim; gelinen safhada iki taraf da kısır siyasi çekişmelere kurban etmeden ‘cenazeyi kaldırma’ya bakıyor.

Şaşırtıcı biçimde, eleştirilmekten ya da haksızlığa uğramaktan şikayet etmediler, tepkili filan değillerdi. Epeydir görmeye hasret kaldığımız yapıcı bir tavır içinde, yazıma teşekkür bile ettiler, düşünün…

Medyaya yansıyan o birbirini zorda bırakma çalımlarından uzak, elini taşın altına koymaktan kaçmayan, suçu üstüne yıkacak bir günah keçisi aramayan, sorumluluğu başkasına atmayan, işbirliğine açık bir tutumla karşılaştım; nasıl şaşırmam!

Gösterdikleri duyarlılığa bir kez de buradan teşekkür etmezsem olmaz.

Sabah, DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın aradı. CHP yönetiyor diye Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne bir ayrımcılık yapmadıklarını söyledi.

Fethiye Körfezi gibi ülkenin gözbebeği bir turizm bölgesinin, siyasi cezalandırma zihniyetine feda edildiği eleştirilerini reddediyor. Ama yosun istilasına tedbir alma ve daha geç olmadan körfezi bu musibetten kurtarma duyarlılığına da sahip çıkarak…

Konuşmamızı takiben bir yazılı açıklama da gönderdi.

O arada Muğla Büyükşehir Belediyesi’den telefon geldi. Başkan Osman Gürün’ün selamıyla arayan, MUSKİ Kanalizasyon ve Atıksu Arıtma Daire Başkanı Tansel Koralay’dı. Hazırlıkların tamamlandığı, atıksu arıtma kapasitesini arttıracak ikinci etap ihalesine önümüzdeki aylarda çıkacakları haberini verdi. Ardından, o da bir yazılı not yolladı.

Çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgilendirmeden sonra, şöyle bitiyor DSİ’nin açıklaması: “Sonuç olarak; Körfeze direkt veya dolaylı olarak bağlanan derelerin üst havza ve yataklarında gerekli tedbirler alınmıştır.

En son 8 Ağustos’ta idaremiz ve Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Kontrol Daire Başkanlığı yetkililerince dereler yerinde incelenmiştir. Büyükşehir Belediye yetkililerince, DSİ‘nin görev anlamında bir eksiği olmadığı da iş mahalinde kendileri tarafından ifade edilmiştir.”

Muğla Belediyesi’nin, birkaç yıllık uğraşlarını içeren ayrıntılı açıklamasıysa şu sonuca bağlanıyor:

“Sonuç olarak; 24 saat denetlenen çıkış suyu kalitesinden ve yürütülen bilimsel çalışmalardan da anlaşılacağı üzere Fethiye Atıksu Arıtma Tesisinin körfezdeki kirliliğin sebebi olarak gösterilmesi; bilimsel olarak tespit edilmiş kirletici unsurları yok saymak anlamına gelmektedir. Tesisin kapasitesinin üstünde çalıştırıldığı ve arıtım yapmadığı ifadesi ise teknik yorumlama hatasıdır.

Bununla birlikte, arıtma tesisinin kapasite artışı ve rehabilitasyonuna dair çalışmalar, 2016 yılından bu yana yoğun bir şekilde yürütülmekte olup en yakın zamanda inşaasına başlanacaktır.

Ancak körfezdeki kirliliğin engellenmesi amacıyla; tüm ilgili kurumlarla birlikte çalışma yaparak sorunun tespitine yönelik kalıcı çözüm bulunması gerekmektedir.”

Yani sorun arıtma kapasitesine indirgenemeyeceği gibi, çözüm de ondan ibaret görülemez.

Fethiye Körfezi’nin kaderi, hala belediye-hükümet işbirliğine bağlı.

(KARAR)

Etiketler:
Share
150 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • AK Parti’nin altını kim oyuyor?

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Twitter'dan tanıdığım Abdullah Naci, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaretten dün savcılığa ifade vermiş. 19-12/13/edde.jpg Suçlandığı şey de şu paylaşımı: "Atletli Kılıçdaroğlu resimlerinden sıkıldım bir, ihramlı Erdoğan resimlerinden sıkıldım iki, mayolu Atatürk resimlerinden sıkıldım üç.." Üçünden de hoşlanmayabilirsiniz ama sıkılamaz mı, sıkılmaya ve belli etmeye hakkı yok mu? Neresinde, nasıl bir hakaret suçu var Allah aşkına bunun? Takip ettiğim kadarıyla AK Parti camiasının da yabancısı değil bu arkadaş. İçeriden biri... Söyleyi...
  • “AYM’nin bypass edilmesi Kavala kararından çok daha önemli bir sonuç doğurur”

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala’nın tutuklanmasının hukuki değil, siyasi olduğuna, 657 sayfalık iddianamenin boş olduğuna ve “derhal tahliye” edilmesine karar verdi. Kavala davasının AİHM’den döneceği sürpriz değildi. Keşke Kavala hakkında “derhal tahliye” kararını veren Anayasa Mahkemesi olsaydı, Bireysel Başvuru hakkı tam da bu amaçla, ülkemizin vatandaşları yargı mağduriyeti yaşadıklarında haklarını aramak için AİHM’e gitmek zorunda kalmasınlar diye getirilmişti. Geçmişte yaşadığı mağduriyetler için AİHM’e giden dönemin...
  • Ekonominin çocukları

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Ekonominin üç oğlu var. Aslında yanlış söyledim. Ekonomi anasının gözü. Bir sürü meşru ve gayrı meşru çocukları var. İkide bir karşımıza çıkıyor. Kimi kız, kimi oğlan. Kimisi iyi, kimisi kötü. Bu sıralar daha çok kötülerle karşılaşıyoruz maalesef. Fakat bugün bahsini etmek istediğim üç erkek çocuk. Üç hiperaktif oğlan. Biri döviz. Dövizden bahsederken ‘Dolar’ diyeceğim, nüfustaki adı dolar, göbek adı Euro. Biri enflasyon. Biri de faiz. Devletler, daha doğrusu, Türkiye’den bahsettiğimize göre hükümetlerimiz bunlarla...
  • Gençler nasıl bir gelecek hayali kurabilir ki…

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Geçenlerde bir arkadaşımın iyi bir üniversitede okuyan oğluyla konuşurken yüzündeki mutsuzluğu görünce “Türkiye’nin en iyi okullarından birisinde okuyorsun, daha yolun başındasın nedir bu halin, seni gören de hayallerini-umutlarını kaybetmiş sanacak” diyerek sitem ettim. Biliyorum ki üniversiteye girmeye hazırlanırken kendi geleceği ve Türkiye’ye ilişkin müthiş hayalleri, umutları vardı. Peki ne olmuştu da bugün yüzünde umutsuzluk rüzgarları esiyordu? Dedi ki “Mehmet amca Türkiye’nin geleceğini göremiyorum, Boğaziçi’nde ve iyi üniversitel...