logo

13 Eylül 2019

Diyarbakır anneleri kadar cesaretiniz yok mu?


Hakan Albayrak
h.albayrak@gmail.com

PKK tarafından dağa çıkarılan çocuklarını geri isteyen ailelerin HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki oturma eylemi devam ediyor.

Sayıları her gün artan eylemcilere Türkiye’nin dört bir yanından destek yağıyor.

PKK ve HDP üzerindeki toplumsal baskı arttıkça artıyor.

Buna -kısmen- ‘taban baskısı’ da diyebiliriz.

HDP’ye ve HDP üzerinden PKK’ya ‘Çocuklarımızı geri verin’ diyen ailelerin bir kısmı geçmişte HDP seçmeni idi.

Kürt meselesinin çözülmesini isteyen, ama çözümü şiddet yolunda değil meşru siyasette gören HDP seçmenleri…

Belki bazıları, Kürt kimliğinin kıyasıya ezilmeye çalışıldığı, işkence ve faili meçhul (!) cinayetlerin devlet politikası olarak ayyuka çıktığı 1980’li ve 90’lı yıllarda PKK sempatizanı da olmuş, hatta Diyarbakır sokaklarında “Vur gerilla vur, Kürdistan’ı kur!” diye haykıran kalabalıkların içinde de yer almıştı.

Ama PKK’yı doğuran ve yükselten şartlar çoktan ortadan kalktığı, bilhassa AK Parti hükümetlerinin yürüttüğü “Kürt Açılımı” ve “Çözüm Süreci” politikaları sayesinde siyasi çözümün önü alabildiğine açıldığı, mevcut şartlarda silahlı mücadeleyi ‘Kürtlerin hakkı-hukuku’ ile izah etmenin imkânı kalmadığı halde şiddet yolunda ısrar ederek çözüm sürecini saçma sapan gerekçelerle kana bulayan PKK’yı ve onun dümen suyunda giden HDP’yi sahiplenmeyi sürdüremezlerdi.

Onun için, PKK’nın hendek terörü esnasındaki ‘halk ayaklanması’ çağrılarına kulak tıkadılar.

Onun için, Kürtlerin haricinde de geniş bir sempati alanı oluşturarak oy oranını yüzde 13’e kadar çıkarmışken meşru siyaseti anlamsız PKK terörüne kurban eden HDP’nin başına gelenlere de seyirci kaldılar; bırakın HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmasına isyanı, HDP lideri Demirtaş’ın tutuklanması bile kitlesel bir protestoya yol açmadı; 1000 kişi bile yürümedi Demirtaş için.

HDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nın önünde oturma eylemi yapanların arasındaki eski HDP seçmenleri diyorduk; ama burada sözünü ettiğimiz tavır aslında -istisnaların kaideyi bozmadığı- genel bir tavır.

HDP’nin hâlâ milyonlarca oyu varsa da, ona oy verenlerin eski ‘adanmışlığından’ eser yok.

“Belki aklını başına alır diye HDP’ye oy vermeye devam ediyoruz, ama siyasetin hakkını vermek yerine PKK’nın dümen suyunda gittiği müddetçe HDP’nin başına gelen belalar umurumuzda değil” diyorlar lisan-ı hal ile.

***

Geçmişte “HDP’nin PKK’yı resmen ve alenen lanetlemesi, o teröristlerle yolunu tamamen ayırdığını ilan etmesi gerekir” diyenlere “Ama o zaman HDP üzerinden PKK ile müzakere imkânı kalmaz, PKK’nın silah bırakmasını sağlama yolundaki çok kıymetli bir vasıta kaybedilmiş olur” gibi bir itirazda bulunulabilirdi; ama çözüm sürecinin hazin akıbeti, HDP’nin öyle kıymetli bir vasıta olmadığını ve olamayacağını ortaya koydu. (PKK’nın HDP’ye zerre kadar saygı duymadığını, onu kıyasıya aşağıladığını da belirtelim.)

HDP’li birçok siyasetçinin, belki de çoğunun -PKK lideri Abdullah Öcalan gibi- ‘Silahlı mücadele devri geçti, şimdi legal siyaset zamanı’ diye düşünmesi, gerçekten barışçı olması hiçbir şey ifade etmiyor.

Bir şey ifade edebilmesi için PKK’dan bağımsızlıklarını ilan etmeleri ve PKK terörünü lanetlemeleri gerekir.

En kestirme yol: HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki oturma eylemine ya bizzat katılarak veya -Demirtaş gibi cezaevindelerse şayet- kamuoyuna açıklama yaparak destek vermeleri.

“PKK’nın gölgesinde siyaset yaptıkları için istedikleri gibi davranamıyorlar, korkuyorlar; hallerinden anlamak lazım” tevilinin miadı doldu.

“PKK’nın tehditlerine aldırmıyoruz, çocuklarımızı geri alana kadar buradayız!” diye haykıran anne babalar kadar cesaretleri yoksa, alayına yazıklar olsun!

O cesur anne babaları candan, gönülden tebrik ediyorum.

Bu işi devletin organize ettiği ileri sürülüyor; öyleyse devleti de tebrik ediyorum.

PKK’nın korku imparatorluğunu yıkmaya yönelik her inisiyatif hoş gelip sefa getirir.

Yeter olsun!

(KARAR)

Etiketler:
Share
165 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...