logo

Derin mesele


Mustafa Karaalioğlu
m.karaalioglu@gmail.com

AK Parti’yi bir kavramla anmak veya tek bir hedefle tanımlamak gerekse akla gelecek olan şey 2023 hedefleridir. Bu paketi, sadece bir siyasi partinin hedefleri değil aynı zamanda ülkenin de heyecan duyacağı ve uğrunda çaba göstereceği plan olarak değerlendirmek gerekir.

Gayrısafi milli hasılası 2 trilyon dolar, kişi başı geliri 25 bin dolar, ihracatı 500 milyar dolar ve işsizlik oranı da sadece yüzde 5 olan bir ülke… 2023 hedefleri ülkesinde yaşamak, böyle bir ülkenin vatandaşı olmak keyif vericidir.

Bugün ise sadece ‘keyif verici olurdu’ diyebiliyoruz.

Malum, yeni açıklanan 11. Kalkınma Planı’nın önümüzdeki 4 yıl için; yani 2023 Türkiye’sinin rakamları yarı yarıya inmiş bulunuyor. GSMH 1 trilyon 80 milyar dolar, kişi başı gelir 12 bin 484 dolar, ihracat 226 milyar dolar ve işsizlik de yüzde 9.9 oranında olacak. Böyle planlanıyor.

***

Kabul edelim, orijinal 2023 hedeflerinin tutturulması çoktan beridir imkansız hale gelmişti. En az 3-4 yıldan beri bu hedeflerin gerçekleşmesi artık hayaldi. Sebeplerini uzun uzun yazmaya gerek yok, hukuk ve demokrasi olmazsa, şeffaflık kalmamışsa, öngörülebilirlik kaybolmuşsa ekonomi raydan çıkar, yabancı yatırım ve sermaye gelmez; bırakın yabancıyı, yerli yatırımcı da işten elini eteğini çeker. Üstüne, yıllar içerisinde parayı katma değer üretmeyen ve dünya ile rekabet yapabilecek sektörler yerine inşaata yatırmışsanız olacağı budur. Hedefler tutmaz, vizyon söner, hayallerinizin yarısına razı olursunuz.

12 bin dolar kişi başına gelir orta gelir tuzağı demektir, gele gele yine oraya geldik. Gelebilirsek tabii… Gelecek yıl bir revizyon daha olursa şaşırır mıyız?

Peki nereden geliyoruz ona bir bakalım. 1980’de dünyanın en büyük 19’uncu büyük ekonomisiydik, 2019 geldi geçiyor yerimiz yine aynı. Evet, 80’lerden daha iyiyiz ama dünya bizden çok daha iyi. Neticede 40 sene geçmiş yerimizde saymışız. Başkaları, laf yerine iş yapıp, dış güçlere, karanlık odaklara takılmayıp bizi gelip geçerken biz afra tafrayla vakit öldürmüşüz.

Tek parti, çok parti, koalisyon, tek başına iktidar, darbe, postmodern darbe ve en nihayet başkanlık sistemi. Her rejimden hevesimizi aldık ama gelip takıldığımız yer burası. Her türlüsünü denedik; hiçbirinde hamasetten vazgeçmedik.

Faiz, enflasyon, dolar, işsizlik derdi berdevam. Hiçbiri gündemden de gündelik konuşmadan da düşmedi.

Ekonomi böyle de ötekileri halledebildik mi?

Anayasa hâlâ sıkıntı… 12 Eylül metni daha düzelmeden başkanlık sistemi tartışmaya açıldı. Kürt sorunu bildiğiniz gibi batıp çıkmaya devam… Yargıyı konuşmak bile yorucu. Trafik de döviz gibi problemlerin en başında duruyor. Depreme de fikir özgürlüğüne de hâlâ dayanıksızız. Ne bir sorun çözdük ne de yenileri eklemekten geri durduk.

Afra, tafra, palavra… Kendi yarattığımız krizleri tavizle çözüp, sonra bununla övünen kendi halinde bir devlet olduk çıktık.

Kendi kulağımıza şanlı tarih hikayesi anlatmaktan yorulmadık. O hikayelere inandık, yetmedi dizilerini yaptık.

Hedeflerimiz tutmuyor çünkü bir arada yaşama, birbirine saygı duyma, empati, dayanışma ve aynı hedefe birlikte yürüme gibi olmazsa olmaz değerlerden çok uzaktayız.

Meselemiz sandığımızdan çok daha derin…

(KARAR)

Etiketler:
Share
147 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bireyleşme, kadın erkek ve tarikatlar

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Demek ki, kişinin birey olduğunun farkına varmasıyla tek adam olma anlamında bireyselleşmesi farklı şeylerdir. Bat’ıda Aydınlanma dedikleri şey beraberinde bu aşırı bireyselliği getirdi. Kilisenin dogmatik bilgileriyle yetinmek zorunda bırakılan Batılı için Aydınlanma kaçınılmazdı. O birey olduğunu ancak bu yolla fark edebildi. Ama aydınlanma ‘insanın aklının dışında bir rehber kabul etmemesi’ diye anlaşılınca Batılı birey biraz fazla aydınlanmış olacak ki, gözleri kamaştı, kendinden başka otorite göremez oldu. ‘Aydınlanma’ deyince elbette Bat...
  • Sana bunu nasıl anlatsam?

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. İkindiden sonra güzel bir bahçe bulduysam, hele de mevsim yazsa, şöyle bir içlenip “Allah” derim. Çünkü bilirim ki Allah’tır O. Allah’ı bilirim. Rabbi bilirim. Rızkı bilirim. Şükür etmeyi bilirim. “Ne veriyorsan bana razıyımdır ben ona” demeyi alışkanlık haline getirmişimdir. Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. Biri gerçekten bir derdini anlatıyorsa dinlerim onu. Önemli bir mesele konuşulduğunu düşünüyorsam cep telefonuna gitmez elim. Çoğunlukla bağlanmasam da olur internete. Sokaklara bağlanmasam olmaz ...
  • Barış Pınarı’nın anlamı

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Barış Pınarı Harekâtı’nın başlangıcından bu yana dünyanın her tarafından aykırı sesler duyulmaya başladı. Türkiye’nin halen yürütmekte olduğu Fırat’ın doğusuna yönelik barış harekâtı Türkiye açısından güney sınırlarımızın güvenliğini gerçekleştirme bağlamında bir anlam taşıyor. Türkiye ile aynı kulvarda yer almayanlar ise bu olayı kendine göre değerlendirmeye girişiyor. Türkiye karşısında hasmane tutumu benimseyen ülkeler bizim için barış çabasından ibaret olan bu harekâtı savaş diye niteleyebiliyor. Ülke içinde de doğrudan telaffuz etmek...
  • Barış Pınarı oyunbozan harekettir

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Küresel sermaye ile bu sermayeye büyük ölçüde hâkim içeride ve dışarıdaki İsrail’in hizmetçisi olan ABD komünizmin yayılması tehlikesine karşı Yeşil Kuşak projesini; yani sözde İslâm’ı destekledi. 1990’lardan sonra Sovyetler dağılıp sözde komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, İslâm’a verdiği destek stratejik olduğu, samimi olmadığı, kullanma niyetine bağlı bulunduğu için geçici desteği terk ederek asıl projesi olan BOP’u devreye soktu. 1 Mart 2003’te meş’um tezkere reddedilince artık Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı açık-kapalı vaziyet alma d...