logo

07 Aralık 2019

Çin zulmü engellenebilecek mi?


Ahmet Varol
a.varol@gmail.com

ABD Temsilciler Meclisi, Çin’in Sincan olarak isimlendirilen Doğu Türkistan bölgesinde Müslüman Uygur azınlığa yönelik şiddet ve baskı uygulamalarından dolayı Trump hükümetinin de Çin’e karşı daha sert bir siyaset izlemesini ve bu zulümle irtibatlı birtakım üst düzey isimlere yaptırımlar uygulamasını öngören yasa tasarısını büyük bir çoğunluğun desteğiyle kabul etti. Tasarıya 1’e karşılık 407 kişi onay verdi. Tasarının yasalaşması ve uygulamaya geçirilmesi için Senato’da da kabul edilmesi sonra da Başkan Trump’ın onayından geçmesi gerekiyor.

ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği yasa tasarısında bir milyondan fazla Uygur ve diğer Müslümanların eğitim kamplarında tutularak kendilerine karşı korkunç insan hakları ihlalleri yapıldığına dikkat çekildi.

Tasarıda Çin’in bu insanlara yönelik zulüm uygulamalarından sorumlu tutulan ve en başta Çin Komünist Partisi Sincan sorumlusu Chen Quanguo olmak üzere bazı üst düzey yetkililere özel yaptırımlar uygulanması istendi. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bir yıl içinde Uygurların durumu hakkında bir rapor hazırlaması istendi.

Tasarının ele alındığı konuşmalarda da Çin yönetiminin söz konusu bölgedeki Müslüman azınlığa yönelik uygulamalarının son derece insanlık dışı ve barbarca olduğu üzerinde duruldu.

Bu tasarının ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilmesinden sonra Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da ABD’nin Pekin Büyükelçiliği’nde görevli bir üst düzey diplomatı çağırarak tasarıya tepkisini dile getirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Pekin Büyükelçiliği Siyasi İşler Danışmanı William Klein’i çağırarak ABD Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilen yasa tasarısının uluslararası ilişkilerin ve uluslararası yasaların temel kurallarına aykırı olduğunu ve aynı zamanda ABD’nin böyle bir tasarıyı yasalaştırmasının Çin’in iç işlerine müdahalesi anlamına geleceğini iddia etti. Çin ayrıca yaptığı açıklamalarda da ABD’nin bu tasarıyı yasalaştırması durumunda ağır bir bedel ödemek zorunda kalacağı tehdidinde bulundu. Çin aynı zamanda kurulan kampların da teröre ve aşırılığa karşı bir tür rehabilitasyon, normalleştirme kampları olduğunu ileri sürdü.

Çin ve ABD, hangisinin yüzünün diğerinden daha kara olduğunu tespit etmekte güçlük çektiğimiz iki büyük zulüm devleti. Birbirlerinin zulüm uygulamalarına karşı tavır koymaları da adaletin icrası, zulmün son bulması değil aralarındaki diplomatik mücadelede yapacakları atakları güçlendirme amacına yöneliktir. Örneğin biri İsrail’in zulmüne karşı tepki gösterirken kendisi Doğu Türkistan’da İsrail’in yaptıklarından fenasını yapar. Diğeri Doğu Türkistan’daki Müslüman azınlığa karşı son derece barbarca yöntemlere başvurulduğu gerçeğini dile getirken İsrail’in Filistinlilerin topraklarını zorla gasp ederek inşa ettiği yahudi yerleşim merkezlerinin uluslararası yasalara aykırı olmadığını iddia eder. Zulme karşı tavırları da samimiyetlerinden değil diplomatik hesaplarındandır.

Fakat bizim zulme karşı tavrımızı belirleyen bunlardan herhangi birinin diğerine karşı duruşu değil temelde zulme, haksızlığa karşı olmamız ve herkes için adalet istememizdir.

Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslümanları İslami kimliklerinden uzaklaştırmak, ailelerin çocuklarını bu kimlik üzere yetiştirmelerini engellemek amacıyla kurduğu ve “eğitim kampları” adını verdiği zulüm kampları bir yıldan fazla süredir faaliyetlerini sürdürüyor. Çin, böyle bir zulmü kendi iç işleri olarak nitelendiriyor ve yönetimi altında tuttuğu insanlara istediği gibi zulmedebileceği, kimsenin buna müdahale hakkının olmadığı, müdahale etmeye kalkışanların Çin’in iç işlerine karışmış olacağı mesajları veriyor.

Çin’in Doğu Türkistan’da kurduğu zulüm kampları da aşırılığa ve teröre karşı normalleştirme kampları değil tam anlamıyla vahşet kamplarıdır ve buralara toplanan insanlar, insanlık adına utanç verici barbarca uygulamalara maruz kalmaktadır. Üstelik onların çocukları yetim yurtlarına götürülerek değerlerinden ve inançlarından uzak bir eğitime tabi tutuluyorlar. Bu zulme karşı çıkmak insan olmanın bir gereğidir.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
156 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...