logo

17 Mayıs 2019

Bu kez adaylar yarışacak mı?


Elif Çakır
e.cakir@gmail.com

YSK’nın İstanbul seçimleri hakkında iptal kararı verip vermeyeceği kadar merak konusu olan bir husus daha vardı: Binali Yıldırım yeniden aday olacak mı?

Nitekim YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal etme kararından birkaç gün önce AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz yaptığı açıklama ile bu konuya açıklık getirmişti:

“Yeniden seçim olursa aynı adaylar yarışacak, seçmen aynı olacak, sadece sandık başkanları değişecek.” (2 Mayıs)

Seçime aynı adaylarla giriliyor. Başlıktaki soruyu soralım o halde: Peki, bu kez seçimde adaylar yarışacak mı?

Bu soru şundan önemli…

Biliyorsunuz Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım 31 Mart seçimlerinin arifesinde “31 Mart referanduma dönüştü. Adaylar konuşulsaydı, adayları mukayese etme imkanı olsaydı çok daha farklı bir sonuç doğurabilirdi” (27 Mart) demiş, seçimlerden sonra da bu sözlerinin arkasında durarak şöyle demişti:

“Seçimde adaylar yarışmadı bunun hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla adaylardan biri kaybetti, biri kazandı diye değerlendirmek çok sağlıklı olmaz.” (28 Nisan)

Umarım bu kez, tecrübeli bir politikacı ve siyasi yaşamı başarılarla dolu olan Sayın Yıldırım seçimlerde kendisi yarışma imkanı bulur, İstanbullular da Türkiye’nin dış dünyaya açılan yüzü olan bu şehre “adayların” neler vaat ettiklerini dinleme ve mukayese etme imkanına sahip olurlar.

31 Mart seçimleri sürecinde, ekonominin kalbinin attığı, Türkiye ekonomisinin gelişip gelişmediğinin göstergesi olan bu şehrin yönetimine talip olan Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul için nasıl bir gelecek vizyonu tasarladıkları, İstanbul’u dünya şehri yapmak için ne tür projelerinin olup olmadığı konuşulmadı.

İstanbul’u yönetecek olan ismin “çöp toplama, park yapma, sosyal tesisler açma” hizmetlerinden daha öte bir vizyon sunması gerekiyor.

Mesela Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım’ın mesela Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun nasıl bir İstanbul tasavvurları var?

İstanbul Türkiye’nin dünya şehirleriyle rekabet edebileceği bir şehri. Bir ülkenin uluslararası arenada rekabette etkili olması marka bir kentinin olmasıyla mümkündür. Ülkelerin ancak sosyokültürel açıdan oluşturdukları marka şehirler ile dünyanın ilgisini çekmeleri mümkün olur. İçinde bulunduğumuz rekabet çağında ülkeler ancak sahip oldukları marka şehirler ile avantajlı hale gelebilirler.

Mesela, global piyasaların lider insan kaynakları yönetim danışmanlığı firması olan Mercer’in 2018 yılı “Yaşam Kalitesi Araştırması” endeksinde 231 şehir arasında 134’üncü sırada yer alan İstanbul için ne düşünüyorlar? İstanbul’a ilk on arasında yer aldıracak projeleri var mı? Ya da şöyle sorayım, dünyaca saygın kurumların yaptığı endekslerden haberleri var mı?

İstanbul bir ticaret şehri: Mesela European Cities Monitor’un yaptığı 2010 Avrupa’nın iş ve ticaret yapılacak en iyi dünya şehirleri listesinde İstanbul 36 şehir arasında 26 sırada yer almış. Tamam çok iyi değil ama Avrupa’daki tüm ekonomi sektörlerinin başında gelen 500 üst düzey yöneticinin referanslarıyla oluşturulan ve 36 dünya şehrinin girebildiği listeye İstanbul 26’ıncı sıradan da olsa girmeyi başarabilmiş.

Türkiye ekonomisinin lokomotofi olan İstanbul, The Atlantic dergisinin CityLab biriminin “şehrin ekonomik atmosferi”, “sermaye ve yaşam kalitesi”, “finansal gücü ve küresel çaptaki rekabet gücü” gibi dört ana faktörü dikkate alarak hazırladığı 2015 yılının “Ekonomik Gücü En Yüksek Şehirler” sıralamasına hiç giremedi bile.

Ancak Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl yaşanılabilirlik, kültürel etkileşim, çevre ve ulaşım gibi şartları değerlendirerek hazırladığı “dünyanın en güçlü şehirleri” şehirleri endeksinde 44 şehir arasında İstanbul 2018 yılında bir sıra geriye düşerek 34’üncü sırada yer alıyor.

Görüldüğü üzere İstanbul dünyaca saygın bu kuruluşların yaptığı endekslere kah sonuncu sıradan giriyor kah hiç giremiyor. Ancak Türkiye emek verse, yöneticiler bu şehrin markalaşması için gerekli çabayı göstermiş olsalar, İstanbul dünya marka şehirleri endekslerinde iyi sıralara yerleşebilecek.

Eminim Paris gibi Viyana gibi Frankfurt gibi dünya markası şehirlerin belediye seçimlerinde şehrin yönetimine talip olan adaylar, yönetime geldiklerinde o şehre ne kazandıracaklarını anlatıyorlardır.

Dediğim gibi seçmenlerinin büyük bir bölümünü iş adamlarının oluşturduğu İstanbul için Sayın Yıldırım’ın da Sayın İmamoğlu’nun da “çöpten, parktan, köprüden, çeşmeden” daha fazla söyleyecekleri şeyler olmalıdır.

Bu bağlamda AK Parti hem avantajlı hem da dezavantajlı bir duruma sahip. Çünkü sahada sadece rakibi ile yarışmayacak aynı zamanda İstanbullu iş adamlarına, yatırımcılarına şu an içinde bulunduğumuz ekonomik krizle ilgili nasıl bir çözüm yolu izleyeceğini de anlatmak durumunda.

Avantajlı çünkü iktidar partisi olarak iş adamlarına dünyanın parasal kaynaklarının önemli bir bölümünü İstanbul’a aktaracak inandırıcı projelerle çıkarak iş adamlarını ikna edebilir.

Kaldı ki hem iktidar olması hasebiyle hem de Binali Yıldırım yaptığı icraatlar ile iş dünyasının güven duyduğu bir isim olması hasebiyle en azından bu konuda Ekrem İmamoğlu’na karşı avantajlı bir durumda.

Ancak bu avantaj adaylar yarıştığı zaman ve İstanbul’u önceleyen bir strateji yürütüldüğünde mümkün olabilir.

31 Mart seçimlerinde adaylar yarışmadı bu kez adaylar yarışsın ve İstanbullu seçmen adayları mukayese etme imkanı bulsun… Sayın Yıldırımın yaptığı bir açıklamada söylediği gibi “Bankalardaki toplam mevduatın yüzde 45 İstanbul’da. 206 üniversitenin 61’i İstanbul’da. Siyaset Ankara’da yapılsa da, Türkiye’nin resmi başkenti Ankara olsa da ticaretin ve ekonominin başkenti İstanbul.” (14 Şubat)

Ekonomi ise direk olarak demokrasi ve hukuk ile iç içe… Demokrasi işler olmadan, hukukun üstünlüğü tesis edilmeden ekonominin düzelme şansı yok. Yani İstanbullu iş adamlarının işlerinin iyi gitmesi demokrasinin işler hale gelmesi ve hukukun üstünlüğünün tesisi ile mümkün…

Dolayısıyla düşmanlaştırma ve korku siyasetinin yerine gereksiz polemikler yerine özellikle Sayın Yıldırım’ın demokrasi ve hukuk konusundaki düşünceleri önemli. Dahası İstanbulun iş adamları için aydınları için ve geleceğimiz, yarınımız olan gençlerimiz Cumhur İttifakı’nın adayı ne vaat ediyor Millet İttifakı’nın adayı ne vaat ediyor bunlar açıklansa. Adayların nasıl bir İstanbul vizyonuna sahip olduklarını İstanbul seçmeni bilmeli.

Diğer türlüsü denendi nasıl olsa…

(KARAR)

Etiketler:
Share
105 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Haccın imkânları

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bir hac daha sona erdi. Suudi Arabistan resmî makamlarının yaptığı açıklamaya göre, 2019 haccına iştirak edenlerin sayısı 2 milyon 489 bin 406. Hac vizesi dışında başka yollarla Mekke’ye giriş yapanların dâhil edilmediği bu rakamın yüzde 55,65’ini erkekler, yüzde 44,35’ini ise kadınlar oluşturdu. Bir milyon 855 bin 27 kişi yurtdışından gelirken, 634 bin 379 kişi de Suudi Arabistan sınırları içinden hacca katıldı. Hacıların yüzde 93’ü hava yoluyla, yüzde 5,2’si kara yoluyla, kalan kısmı da deniz yoluyla Hicaz’a ulaştı. Söz konusu rakamlar, Su...
  • Kuzey İslamının çıkış yolu: Doğal tarım

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Aslında bugün Hatay’da mezar taşlarını kırıp üzerine “Geleceğiz! Biz İslam devletiyiz” yazan tuhaflıkla ilgili de yazmak istiyordum ama sonra dedim ki kendi kendime: “Bu tuhaflığı ortadan kaldırmanın yegâne yolu olan Kuzey İslamı dediğimiz meseleyi övmeye başladığında da bu sefer Türklüğünü Müslümanlığı ile bir türlü eşitleyememiş, Türklüğünü Müslümanlığa bir türlü içkin hale getirememiş adamların el ovuşturmaları hoşuna gitmeyecek.” Fakat ne gam! Yine de diyeceğimi demiş olayım. Biz Türkler “kendimize mahsus bir din kültürü” oluşturmayı baş...
  • İtfaiye mi ateş mi…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Churchill, “Niye eleştiriyorsunuz” diye sorana “İtfaiye ve ateş arasında bîtaraf kalamam” dermiş. Biz ise değil tarafsız kalmak ateşi tutuyoruz neredeyse! … Toplumun her kesiminde hatta çağın insanında yaygın olan bu ‘kendinden emin olma’, ‘her şeyin ölçüsü olarak kendisini görme’ hali ruhumuza sirayet etmiş durumda. Öyle ki, ortak bir paydada buluşamayan ülke insanımız bu ruh halinde buluşmuş sanki. Ortak kodlarımız nihayet ortaya çıkmış.Bayram sohbetlerinde farklı farklı kesimlerde tespit ettiğim tek ortak nokta da bu ‘kendinden eminlik...
  • Arap Birliği’nin bir Arap politikası var mı?

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Türkiye ve ABD arasında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmasında mutabık kalınan barış koridorunun öncelikle Suriye halkı için güvenli bir alan oluşturması bekleniyor. Bu güvenli alan sayesinde Suriye halkını hem Esad’ın sivil-silahlı ayrımı yapmadan kendi halkına karşı uyguladığı katliamlara karşı bir koruma sağlayacak hem de terör gruplarının cirit atamayacağı ve yine Suriye halkını tehdit edemeyeceği bir bölge oluşturulmuş olacak. Mevcut durumda ABD desteğini alarak, ABD tarafından şımartılmış olan PYD bölgede hem Araplara yönelik etnik temi...