logo

Bu AKP var ya AKP, 10 Kasım’ı kasten Pazar’a denk getirdi!


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

Tayyip Erdoğan karşıtlarının, artık akılla hiçbir ilgileri kalmadı..

Muhalefet etmiş olmak için, atıyorlar, sallıyorlar..

Aslında buna “muhalefet etmek” de demeyelim.

Resmen düşmanlık yapmak..

Resmen hakaret etmek, itibarsızlaştırmaya çalışmak..

Bel altı vuruş dahil, her türlü çakallığı yapıyorlar..

Bir ara yoğun olarak gündemde tutuyorlardı..

“AK Parti resmi bayramları kutlatmamak için, elinden gelen her şeyi yapıyor” diyerek algı oluşturuyorlardı..

“Resmi bayram” deyip, liseli kızlara mini etek giydirip, baldır bacak gösterisi yapmayacaksanız..

“30 Ağustos’u kutluyoruz” dediğinizde, gerçekten bu vatan için canını vermiş şehitleri anacaksanız, size kim karşı çıkar?

Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayacaksanız, bu vatanı bize emanet eden atalarımıza küfür etmeyi kendinize hedef seçmedi iseniz, size kim karşı çıkar?

Bugünkü 10 Kasım için de aynı terane..

10 Kasım’ı bahane edip, “gericiler, yobazlar, çağdışı tipler” gibi ahlaksızca saldırılarla, bu ülkenin dindar insanlarına hakaret etmeyecekseniz, bir ölüyü andınız diye, size kim karşı çıkacak?

Hele hele..

O ölünün hayatta iken sarfettiği, “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir (lekedir)” sözüne rağmen..

O “ölü”ye de, “sözleri”ne de saygısızlık ederek, “ölüden medet uman” gösterilere imza atmasanız..

Sizinle kim laf dalaşına girecek?

Durduk yerde kavga başlatanlar da kendileri..

Ardından “defolun gidin, sizi bu ülkede yaşatmayız” tehditlerini savuranlar da kendileri..

Halkın büyük çoğunluğunun sağduyusu sonunda..

Artık kafayı yeme moduna geçtiler..

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10 Kasım’ı anma törenleri için yaptığı açıklamalarda bile bir art niyet arayıp, “10 Kasım’ı bayram olarak kutlayacaklar” diye akla ziyan suçlamalarda bulunmaya başladılar..

Böylesi bir ortamda, ben de artık bekliyorum ki, bu yıl 10 Kasım’ın Pazar gününe gelmesinin sorumlusu olarak da, miladi takvimi değil de(!), AK Parti’yi suçlu ilan etsinler..

“Resmi dairelerde Atatürk anılmasın diye, 10 Kasım’ı Pazar gününe getirdiler” desinler.

Akla ziyan bir iddia mı?

Diğer yaptıkları ile kıyaslayın.

Hiç de akla ziyan bir isnat olmadığını göreceksiniz.

Hani “akla ziyan isnatlar”ı, sadece resmi bayramlar ile, 10 Kasım konusunda olsa..

“Hassasiyetleri var, mazur görelim” diyeceğim..

Ama bakın, konu ne olursa olsun, hepsinde akla ziyan palavralarla, sözümona muhalefet etmeye kalkışıyorlar..

İstanbul Fatih’te, büyük ihtimalle, psikolojik bozukluk sonucu dört kardeşin ölümünü “toplu intihar” olarak gösterirlerken..

Maddi imkansızlıktan dolayı intihar ettiklerini iddia ederlerken..

Hiç düşünmüyorlar..

İntihar ettiğini iddia ettikleri dört kardeşten birisi zaten çalışıyor.. Diğerleri 48, 54 ve 60 yaşlarında. Haydi diyelim AK Parti kötü.. Kötünün kötüsü..

İyi de..

Karşımızdaki dram, 17 yıllık AK Parti iktidarının açlığa mahkum ettiği insanların maruz kaldığı bir “sonuç” olamaz ki?

60 yaşındaki ablamız, 1959 doğumlu olur. 18 yaşında (1977) çalışmaya başlasa, yuvarlak hesap, (kadınlarda 20 yılda emekli olunduğuna göre) 1998’de emekli olur, şimdi güzel güzel emekli maaşını alırdı..

Diğer kardeşler için de, ayrı ayrı aynı hesapları yapıverin..

Hani nerede ise, AK Parti iktidara gelmeden önce her şey güllük gülistanlık olduğuna göre..

Hepsi AK Parti iktidara gelmeden emekli olabilecek yaştaki insanlar..

AK Parti öncesindeki Ecevit’li, Demirel’li, Baykal’lı hükümetler döneminde işsizlik yok, gelir yüksek seviyede idi ise, bu dört kardeşin o tarihlerde kazandığı gelirleri, en azından emekli maaşları nerede?

Ölen 4 kardeşin, şimdi yeni ortaya çıkan üvey kardeşlerinden öğreniyoruz ki..

Baba üç evlilik yapmış.

Bu dört kardeş de, babalarının inadına, hiç evlenmemişler.

Neresinden bakarsanız bakınız, bir psikolojik vaka..

Belki devletin el atarak, Diyanet’i ile, Aile Bakanlığı ile yardımcı olup, kendilerine şefkat gösterilmesi gereken 4 kardeşle karşı karşıyayız.

Ama..

AK Parti düşmanları ne yapıyorlar:

“AK Parti’nin açlığa mahkum ettiği dört kardeş intihar etti” başlığı ile, kafalarındaki zehiri, akıtıyorlar..

İntihar mı ettiler, yoksa ortada üvey kardeşler de olduğuna göre, işin içinde başka şeyler mi var, onu önümüzdeki günlerde öğreniriz..

Varsayalım, gizemli bir şey yok, intihar ettiler..

İyi de.. Onlar yetişkindi, eğer cinayet veya psikolojik rahatsızlık yok ise, her birinin irade hürriyeti vardı.

Ama ardından, ikisi çocuk olan Antalya’daki ailenin anne baba dahil ölü bulunması olayının, “toplu intihar” diye tanıtılmasına ne diyeceğiz?

Ayrıntısını bilmiyoruz..

Bir mektuptan bahsediliyor ama, gerçekliğini bilmiyoruz.

Bildiğimiz; değeri pek de düşük olmayan bir mahallede, rezidans tabelası olan bir apartmanın dairesinde oturan aile..

Önündeki kül tablasında puro ile görüntüsü olan evin erkeğinin..

Açlıktan canına kıydığını nasıl söyleyeceğiz?

Haydi, kendi canına kıydığında, “hesabını Allah’a verecek” diyebiliriz belki ama..

İki küçücük yavruyu da öldürüyor..

İddiaya göre, eşini de öldürüyor, intihar ediyor..

Böyle bir caniliği de, “toplu intihar” diye, AK Parti karşıtları masumlaştırmaya çalışıyorlar.

Caniyi masumlaştıracaklar ki..

“İşsizlikten dolayı çocukları ile birlikte ölümü seçmiş” diyebilsinler..

Böylece AK Parti hükümetine vursunlar..

Aile içi bir başka kavga olayında, erkek karısını öldürüp, ardından intihar ettiğinde..

“Cani koca”, “Yine erkek şiddeti” diyenler..

Şimdi sadece karısını değil, iki de küçük yavrusunu öldüren erkek için, hiçbir eleştiri getirmeksizin, hiçbir “şiddet” temalı ifade kullanmaksızın, tüm okları siyasi iktidara yöneltiyorlar..

Ve rezilliğe tüy dikiyorlar..

Düşmanlıklarının, akıllarının önüne geçtiğini ispatlıyorlar..

Sanıyorlar ki, AK Parti iktidarı, 10 Kasım anılmasın diye, o günü bu yıl Pazar’a denk getirdi..

Sanıyorlar ki, AK Parti öncesinde her şey güllük gülistanlık idi.. İntiharlar sıfır noktasında idi..

AK Parti ile birlikte, her şeyi berbat oldu!

Sanmıyorlar, öyle göstermeye çalışıyorlar!

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
105 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Düzmece aydın ile zoraki muhalefet kolkola

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    “Bir yığın yeteneksizin nasıl olup da ülkenizi, şirketinizi, fabrikanızı, mağazanızı, büronuzu avuçlarının içine aldıklarına şaştığı­nız oluyor mu?” sorusuna cevap arıyor. Dr. Laurance J.Peter. Cevabı şu: ken­di yeteneksizlik düzeyine erişen bir görevli, görevinin gereğini yerine getireceğine, kusursuz olarak ya­pabildiği bir dizi başka işlere girişir, asıl işini yapacağına sürekli hazırlıklarla oyalanmayı ter­cih eder. Örneğin yeteneksiz matema­tik öğretmeni öğrencilerine matematik öğreteceğine matematiğin öneminden bahseder.” (Peter İl­kesi, ...
  • Yönetim İslâmî değilse

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    Daha ziyade fıkıh ve kelam kitaplarında ve az sayıda siyaset, emval vb. konulara ait kitaplarda İslam devlet başkanı olabilmek için kişinin hangi nitelikleri taşıması gerektiği anlatılmış ve tartışılmıştır. Ehl-i sünnete göre Kurayş kabilesinden, müctehid derecesinde alim, vücutça sağlam, güzel ahlak sahibi olması ve bir şekilde ümmetin kendisine bey’at etmiş olmaları gerekiyor, ama evdeki hesap pazardakine uymuyor. Uymayınca da teker teker niteliklerden vazgeçiliyor, zaruret, fitnenin ve kargaşanın önlenmesi, ümmetin ve İslam vatanının koru...
  • 100 soruda ahiret!

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    Dün toprağa verilen Mümtaz Soysal’ın meşhur kitabıdır, “100 soruda Anayasa..” Ondan esinlenerek, “100 soruda ekonomi” başlığı ile. “100 soruda Milli Mücadele” başlığı ile.. “100 soruda Annelik-Babalık Rehberi” başlığı ile. “100 Soruda Vasiyetname” başlığı ile.. Ve daha nice “100 Soruda” diye başlayan kitaplar yazıldı.. Mümtaz Soysal’ın ölümü ve dün bir camide cenaze namazının kılınıp.. İslam mezarlığına defnedilmesi vesilesi ile.. Şimdi biz bir kitap önerisi daha yapalım: “100 Soruda Ahiret!” Siz, isterseniz “Ahire...
  • Netanyahu yine azdı

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    İşgal rejiminin başbakanı Benyamin Netanyahu’nun erken genel seçimleri tekrar etmesine ve siyonist kitlenin desteğini almak amacıyla Batı Yaka’yı İsrail’e ilhak edeceğine, bu bölgede yeni yahudi yerleşim merkezleri inşa edeceğine dair vaatlerde bulunmasına rağmen beklediği desteği alamadı. O yüzden işgal devletinin parlamentosu durumundaki Knesset’te, anlaşabileceği partileri bir araya getirmek suretiyle bile bir koalisyon hükümeti oluşturmaya yetecek sayıda sandalye kazanamadı. Bu durum işgal rejiminde yeniden bir hükümet krizi sorununun yaşan...