logo

11 Ekim 2018

Boşnakların müthiş hamlesi


Hakan Albayrak
h.albayrak@gmail.com

Malum, Bosna-Hersek devleti iki “entite”den oluşuyor: Boşnak ve Hırvatların ağırlıkta olduğu “Bosna-Hersek Federasyonu” ve nüfusun yüzde 80’den fazlasını Sırpların oluşturduğu “Sırp Cumhuriyeti”.

Bir Boşnak, bir Sırp ve bir Hırvat’ın yer aldığı Üçlü Başkanlık Konseyi için yapılan seçimlerde “Sırp Cumhuriyeti”ndeki seçmenler sadece Sırp adaylara, “Bosna-Hersek Federasyonu”ndaki seçmenler ise Boşnak ve Hırvat adaylara oy verebiliyor.

Dayton anlaşması gereğince Boşnaklar Boşnak adaylar arasından, Hırvatlar Hırvat adaylar arasından tercih yapar.

‘Prensipte’ böyle; ama pratikte başka türlüsü de mümkün.

Geçen Pazar günü yapılan seçimlerde bunu bir kere daha gördük.

2006 ve 2010’daki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de Boşnaklar ‘görev dağılımı’ yaparak hem kendi adaylarına hem de Bosna-Hersek’e sadık Hırvat siyasetçi -DF (Demokratik Cephe) adayı- Komşiç’e oy verdiler. (1992-1995 yıllarındaki savaşta ayrılıkçı Hırvatlara katılmayıp Boşnaklarla beraber hareket eden Komşiç, Bosna-Hersek ordusu saflarında yer almış ve üstün başarılarından ötürü Altın Zambak nişanıyla ödüllendirilmişti.)

Seçim sandığına giden Boşnakların çoğu Boşnak adaylardan birini tercih ederken, bir kısmı ise ‘evet’ mührünü Komşiç’e bastı.

Böylece, Hırvatların en popüler siyasetçisi olan ve geçen dönem Başkanlık Konseyi’nde yer alan ayrılıkçı HDZ (Hırvat Demokratik Birliği) adayı Dragan Çoviç’in önü kesilebildi.

“Bosna-Hersek Federasyonu”nda Boşnakların nüfus oranı yüzde 70’ten fazla (Bosna-Hersek genelinde yüzde 50 küsur), Hırvatların nüfus oranı sadece 22 civarında (Bosna-Hersek genelinde yüzde 15 küsur) olduğu için, Başkanlık Konseyi seçimlerinde Boşnak oylarının bir kısmının transferiyle Hırvat siyaseti alt üst olabiliyor.

Oldu işte…

Gene oldu…

Çoviç isterse Hırvatların ezici çoğunluğunun desteğini almış olsun; Boşnakların kâfi derecedeki oy transferi sayesinde Başkanlık Konseyi’nin Hırvat üyeliğine Komşiç seçildi.

***

Boşnak adaylar arasındaki yarışa gelince:

Yalanı, iftirayı meslek edinmiş bir medya patronu olan, siyasi rakiplerini belden aşağı vuruşlarla itibarsızlaştırmaya çalışan ve geçtiğimiz yıllarda kendisine destek vermemesine kızdığı Türkiye’ye karşı FETÖ ağzı kullanan SBB (Daha İyi Bir Gelecek Birliği) lideri Fahreddin Radonciç, kendi medyasında Başkanlık Konseyi’nin Boşnak üyeliği için favori olarak gösteriliyordu.

Ne var ki -ve şükür ki- yüzde 12 civarında kaldı.

Boşnak kanadında seçimi yüzde 37 ile SDA (Demokratik Eylem Partisi) adayı Şefik Caferoviç kazandı. (İki dönem üst üste Başkanlık Konseyi üyesi olan SDA Genel Başkanı Bakir İzzetbegoviç, anayasal tahdit yüzünden bu seçimde aday olamadı.)

Caferoviç, merhum Aliya İzzetbegoviç çizgisinde, idealist, temiz, dürüst bir siyasetçi olarak biliniyor.

Başkanlık Konseyi’nin Sırp üyeliğine, Bosna-Hersek’i kendi devleti olarak tanımadığını haykırmaya doymayan ayrılıkçı Milorad Dodik’in seçilmesi fevkalade üzücü; fakat Konsey’in hem Boşnak hem de Hırvat ayağının düzgün olması bu üzüntüyü hafifletiyor.

Bu arada, Komşiç’e giden Boşnak oyları yüzünden seçimi kaybeden ve Çoviç “Hırvatları temsil edecek Konsey üyesinin Boşnaklar tarafından seçilemeyeceğinin anlaşılması lazım. Bu derin bir krize neden olabilir.” diye isyan ediyor…

Bakir İzzetbegoviç’in Çoviç’e verdiği cevap ne güzel:

“Biz Boşnaklar da ülke nüfusunun yarısını teşkil etmemize rağmen Başkanlık Konseyi üyelerinin sadece üçte birini seçiyoruz. Bunun da böyle olmaması lazım. Sırp Cumhuriyeti diye bir entitenin de var olmaması lazım. Gelgelelim vaziyet bu.”

(KARAR)

Etiketler:
Share
108 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kaşıkçı cinayetinde ikinci aşama: Er Selman’ı kurtarmak

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Kafamızı netleştirelim, fotoğrafın tamamını gözümüzün önüne getirelim: Dünya tarihinde bir kişi konsolosluğa sokulup öldürülmemiştir. İlk defa böyle bir olayla karşı karşıyayız. Dünyada hiçbir devlet kendi vatandaşını, kendi konsolosluğunda böylesine hunharca öldürmemiştir. Ve dünya tarihinde hiçbir devlet, resmi konsolosluğunda, resmi devlet yetkilileri tarafından vatandaşının öldürüldüğünü itiraf etmemiştir. Fotoğrafımız budur ve bunu aklımızda tutalım. SUUD, CİNAYETİ NEDEN İTİRAF ETTİ? Suud, cinayeti Türkiye’nin cinayeti başarıyla çözm...
  • Hangi savaştan bahsediyoruz?

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Sadece kan gölüne dönen Ortadoğu’dakinden mi? Bitince yeniden başlamayanı hangisi? Galibi belli olunca barışı sabit olarak tesis edebilen bir zafer türü var mı herkesçe kabul gören? Bu sorular sonsuz sayıda çoğaltılabilir. Velhâsıl savaşı bizim dışımızda görmek gerçeğin üzerine örtü çekmek demek. Bu bir tür yabancılaşma hatta. Savaşın insan ile kaim olduğunu ve kesintisiz devam ettiğini aslında eskiye oranla bugünün küresel tüketim ve iletişim kültüründe idrak etmemiz çok daha kolay. Çünkü bilgi çağı dediğimiz bu dönemde her şey kadar savaş d...
  • Andımız, öğretmenimiz, Kemalizm’imiz!

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Cumartesi gün, 2. Batman Kitap Fuarı’nın konuğu olarak kadim dostum Muhammed Berdibek ile şehirdeydik. Yaklaşık 1,5 saat süren çok hoş bir konferans gerçekleştirdik Batmanlılarla. Ayakta durmaya zorlanacak kadar hasta olmama rağmen günün sonunda “iyi ki geldim” dediğim bir güzellik hissiyle doluydum. Konferansta yaşanan bir durum hariç… Bir genç kız “ben etnik olarak Kürdüm. Her sabah andımızı okuyarak büyümek çok tuhaftı. Siz andımız hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorunca bir başka dinleyici mikrofonu kapıp “Türkiye Cumhuriyeti’ne va...
  • Kaşıkçı’dan sonra başkaları da öldürülecekti Selman-Zaid projesinin Türkiye ayağı neydi? Erdoğan bugün nasıl bir açıklama yapacak? Selman’ı Trump bile kurtaramaz artık..

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Kim ne derse desin, Cemal Kaşıkçı cinayeti, S. Arabistan Veliahtı Muhammed Bin Selman’ın bizzat talimatıyla gerçekleşmiştir. Türkiye’ye gönderilen cinayet ekibi, tamamen onun yakın ekibinden oluşmaktadır. Cinayete ilişkin “karartma” operasyonu yine bizzat kendisi tarafından yürütülmektedir. Kim ne derse desin, bu cinayette ya da bu operasyonda S. Arabistan, BAE, Mısır, İsrail istihbaratı ortak çalışmıştır. Olay ABD istihbaratının bilgisi hatta dahli ile yürütülmüştür. Daha önce birçok bölge ülkesinde yapılanlara benzer bir cürüm bu sefer Tür...