logo

24 Kasım 2019

Bir Can’a Dokunmak!


Mustafa Tezcan
mtezcan@finalegitim.com.tr

Yöneticisi olduğum iki tane eğitim kurumundaki öğretmen arkadaşlarla bir okuma grubu kurduk ve okuma seferberliği başlattık. Elbette istekli olan ve bu işe gönül veren arkadaşlarla…

İlk kitap olarak da; Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan hocamın beraber kaleme aldıkları “Öğretmen Olmak”  adlı eserle başladık. Eğitim ve seminerlerine katıldığım he iki hocama da bu güzel çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum ve eğitim gönüllülerine ısrarla tavsiye ediyorum.

“Bir Can’a Dokunmak” aslında tüm mesele bu. Bu cümleyle başlıyor kitap. Ve eğitimin bir cümle gibi, birbirleriyle ilişkili olan öğelerden oluşan bir sistem olduğundan bahsediyor. Ve bu cümlenin öznesi öğretmen ve nesne gibi görünen öğrencinin de özne olduğunu belirtiyor. Öğretmen ve öğrenci…

Bir adam, okyanus sahilinde yürüyüş yaparken denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını fark eder ve ‘Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsun?’ Diye sorar. Topladıklarını denize atmaya devam eden kişi ; ‘Yaşamaları için.’ yanıtını verince adam şaşkınlıkla ‘iyi ama binlerce denizyıldızı var, hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?’ der. Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan kişi ; ‘Bak ,onun için çok şey değişti.’ karşılığını verir.

Bir can’a dokunmak işte böyle bir şey. Öğretmen ve öğrenci…

“Ya öğreten , ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol….” der bu Buhari’de geçen bir hadiste. İnsan yaşam yolculuğunda daima öğrenen bir varlık olduğu için iki rol arasında sürekli gidip gelir aslında; ya öğretendir yada öğrenen. Ya öğretmendir yada öğrenci. Ve öğretirken de öğrenir…

Eğitim yönetiminde yüksek lisans yaptığım yıl bunu daha somut hissetmiştim. Derse gittiğimizde öğrenci sırasındaydık, okula geldiğimizde idareci koltuğunda, ders anlatırken öğretmen kürsüsünde… Roller farklı ama işlev aynı. Çocuklarınızın yanında öğretmen, anne babanızın yanında öğrenci. Ve bu hayat boyu devam ediyor. Sadece okulda, sınıfta olan bir rol değil, oraya sığacak kadar da basit. Sokakta, markette, bahçede, her yerde devam ediyor. Yaşam alanının her yerinde…

Bayramda yıllardır görüşmediğimiz bir akrabamızı ziyaret ettik. Konuşma esnasında anlattığı hayat tecrübeleri ve kurduğu cümleler birkaç kitabın özetiydi sanki. Bu roller için üniversite bitirip yüksek lisans yapmak şart değil. Hayatın kendisi büyük bir okul zaten. Dersini alana…

Bir öğretmen, bir baba, bir yönetici veya rolümüz her ne ise sürekli o rolde kalmanın ve ısrar etmenin bir anlamı yok. Geçişleri yapabilmek önemli. Aksi halde çatışmalar çıkması kaçınılmaz.

Bunlardan bahsederken bilge öretmen Ak Şemsettin’in, İstanbul’un Fatih’i olan öğrencisine öğüdü aklıma geldi;

“Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma. Yol ol ki herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların bile üzerinden geçesin.”

Eğitim bir gönül işidir. Öğretmen ile öğrenci arasında kurulan iletişim her şeyi tamamlar. Öğrencisinin zihninden önce gönlüne hitap eden öğretmen, demire şekil vermeden önce ısıtılması gerektiğinin bilincindedir. Çünkü Goethe’nin de dediği gibi: ‘İnsan ancak sevdiğinden bir şey öğrenir.’

Yüzyıl sonrasını düşünerek bir nesil yetiştirdiğinin bilinci ile hareket eden lider bir öğretmen, en iyi öğretim metodunun birebir örnek olduğunun farkındadır. Kendisinin ve birbirinin kopyası olan öğrenciler yetiştirmek yerine , her biri ayrı bir dünya olan öğrencilerinin kendilerini keşfetmelerine yardımcı olur. Zaten dahi olarak doğan her çocuğun , dahi olarak kalmasına yardımcı olur. Çevresini ve öğrencilerini değiştirmeye uğraşırken kendi gelişim ve değişimini de ihmal etmez.

İyi bir öğretmen olmanın yolunun, samimiyetten, iletişimden,  disiplinden ve çok çalışmaktan geçtiğini öğrendim.

Okuma guruplarımız ile beraber son olarak İdeal Akademi yayınlarından çıkan Aziz Erdoğan hocamın ‘İyi ki varsın öğretmenim’ kitabını okuduk. Tüm öğretmen arkadaşlara tavsiye ediyorum.

Bir can’a dokunma yolculuğuna katılan herkese gönülden teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

İyi ki varsın öğretmenim.

 

Mustafa TEZCAN

Etiketler:
Share
257 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...