logo

07 Temmuz 2019

Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!


Taha Akyol
t.akyol@gmail.com

Uluslararası endekslere göre bilimsel yayınlarda İran’ın gerisinde kalmamız acı bir gerçektir. Son açıklanan 2018 verilerinde de İran’ın gerisindeyiz.

İlk defa, beş yıl önce Hürriyet’te yazmıştım, “Bilimde İran Türkiye’yi geçti” diye. (25 Temmuz 2014)

Karar’daki ilk yazılarımdan biri de bu konudaydı; 2017 verilerine bakarak “Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz” diye yazmıştım. (10 Şubat 2019)

2018 verilerine göre de İran’ın gerişindeyiz, hatta sayısal bazda İran’ın performansı artmış.

SJR (Scientific Journal Rankings) adlı kuruluş, uluslararası kabul gören dergilerde yayınlanan akademik makalelerin istatistiğini yayınlıyor; bilgileri oradan aktarıyorum.

GERİDEN GELİP BİZİ GEÇTİ

2018 yılında Türkiye’de bulunan akademisyenlerin yazdığı bilimsel makalelerden 55.528’si uluslararası çeşitli bilimsel dergilerde yayınlanmış, bu sayı ile dünyada 19. sırada yer almışız.

İran’daki bilim adamlarının ise 60.200 makalesi yayınlanmış, İran dünyada 16. sırada, bizim üç basamak üstümüzde yer almış.

Halbuki yirmi yıl önce, 1998’de Türkiye 26. sırada, İran bizim çok gerimizde 51. sırada idi!

Yirmi yılda biz 26. sıradan 19. sıraya çıkmışız, iyi elbette… Ama İran yirmi yılda 51. sıradan 16. sıraya çıkmış!

Geriden gelen İran 2011 yılında bizi yakaladı, yedi yıldır önümüzde gidiyor.

Üniversitelerde yapılan yargısız tasfiyeler, baskılar, rektör atamalarında siyasetin liyakatten önce gelmesi gibi faktörler yüzünden performansımızın daha bir düşmesinden endişe ettiğimi yazmıştım, korkarım öyle oluyor.

Bugün yazılan bir akademik makalenin yayınlanması iki, üç ve bazen dört yıl gibi bir zaman aldığı için önümüzdeki yıllarda daha dramatik bir tablo ile karşılaşabiliriz. YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın standartları yükseltme ve üniversitelerimizi daha fazla “ulaslararasılaştarma” çabası bunu telafi eder mi? Mümkün ama İran’ı yakalamak öyle birkaç yılda mümkün olmaz.

İran bu performansı gösteriyor da biz niye gösteremiyoruz? Bunu iyi araştırmak lazım, ama bunun için bilimi dert edinmek lazım.

HELE DE ÇİN

Biliyorum bu göstergeler ‘her şey’ değil. Bilim hayatını ölçmenin başka kıstasları da var. Ama SJR verile de önemli bir göstergedir.

Bilimin büsbütün belirleyici olduğu bir çağda yaşıyoruz.

SJR istatistiklerine göre, 1996’da Amerika, 27 bilim dalının hepsinde birinci sıradaydı. 2017 yılında 11 bilim dalında birinciliği Çin’e kaptırdı!

Çin sadece nüfus gücüyle değil, asıl bu bilimsel ve de teknolojik atılımı sayesinde ABD ile başa güreşiyor.

URAP’ın verilerine göre, 2018 yılında Amerika’daki Çinli öğrenci sayısı 363 bindir! Kapitalist Çin, Harvard’a en çok hukuk öğrencisi gönderen ülkedir aynı zamanda!

Amerika’daki İranlı öğrenci sayısı 12.738, Türk öğrenci sayısı ise 10.520’dir.

Komünist Çin ve İslamcı İran bile yurt dışına çok sayıda öğrenci gönderiyor. Osmanlı ve Cumhuriyet modernleşmelerini yaşamış AB’a üyelik başvuru yapmış Türkiye daha çok öğrenci göndermeli, dışarıdan daha çok bilim adamı getirmelidir.

“2023 Hedefleri” tecrübesi göstermiş olmalıdır, eğitim ve bilimle desteklenmeyen yüksek hedefler havada kalıyor!

BİLİM ZİHNİYETİ

Abdülhamid döneminde eskisine göre bilimsel yayınlar arttığı gibi sadrazamları ve bakanları Tanzimat sayesinde modern eğitim almış insanlardı. Sultan Hamid’in en tanınmış sadrazamlarından Said Paşa’nın anıları iki kitap halinde yayınlandı. Bu çok zor işi başaran Mustafa Gündüz’ü kutluyorum. (KETEBE Yayınları)

Orada okudum. Sait Paşa, İbni Sina’nın “Şifa” adlı fevkalade değerli kitabından Osmanlı’da sadece iki el yazması bulunduğunu görür, kaybolmasından endişelenir, matbaada basılması için emir verir. Prova baskılar yapılır, dizgi yanlışlarını düzeltmesi için görevlendirilen zat, metni okuduktan sonra bakın ne diyor:

“Bu kitap âsâr-ı muzırradandır!”

Yani ‘zararlı eserler’den!

Kitap basılmaz, yakılır!

Sait Paşa, bugünkü Türkçeyle, “kitap matematik, doğa bilimleri ve ilahiyattan bahseder, siyasetle ne ilgisini hâlâ anlamadım” diye yazıyor. (Cilt 1, s. 161)

O devirleri çoktan geride bıraktık, başarılarımızı küçümsemeyelim. Ama hâlâ ideoloji ve siyaseti bilimden ve hukuktan üstün tutuyoruz. Halbuki siyasetin amacı bilimi geliştirmek ve hukuk devletini gerçekleştirmek olmalıdır. Bu çağda Türkiye için başka yol yok.

(KARAR)

Etiketler:
Share
308 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adalet tek boyutlu değildir

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adalet deyince bizde kısaca her hak sahibine hakkını eksiksiz verme anlaşılır demiştik. Bizdeki kullanılışı hem adaleti hem de kıst’ı anlatır. Çünkü adalet, hukuku herkese eşit uygulama, kıst ise herkese hakkı olanı vermedir. Paylar her zaman eşit olmayabilir. Bu sebeple mesela miras eşit taksim edilmez ama ‘kıst’ anlamında adildir. Adalet üzerine konuşanlar onun farklı açılardan çeşitlerinden söz ederler: Yönetimde adalet, yargıda adalet, siyasi adalet, misliyle mukabelede adalet, sosyal adalet ve ailede adalet gibi. Bunların her birinin açıl...
  • “Adam evli çoluklu çocuklu”

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Tefrika roman: Bölüm 10 Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.) Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik. ...
  • Katılım bankalarında büyük değişim

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Dün sözünü ettiğim Tebliğ’de benim bildiğim ilk defa resmi olarak bu bankaların “faizsiz bankalar” olduğu şöyle kaydedilmiştir: Faizsiz bankacılık danışma komitesi MADDE 4 – (1) Bankalar, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlüdür. Danışma komitesi yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu madde yıllardır devam eden bir özlemi sona erdirmiştir. Evet bu bankaların bütün işleri “faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına” uygun ...
  • Oktar davası nereye gidiyor?

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adnan Oktar hakkında açılan davanın duruşmaları başladı.. İfadeler alınmaya devam ediliyor. Örgüt içinde yer alıp, daha sonra itirafçı olanların beyanlarına henüz başlanmadı.. Oktar, örgütün ikinci adamı Tarkan Yavaş ifadelerini verdiler. Örgütün içindeki üçüncü, dördüncü isimlerin ifadeleri ile duruşmalar devam ediyor.. Ama bakıyorum, toplumu en fazla rahatsız eden konular hakkında ne ciddi bir soru var.. Ne de sanıklardan bir açıklama.. Gizli saklı şu suçu işlemişler.. Gizli saklı bu suçu işlemişler.. Bunlar iddia e...