logo

07 Kasım 2019

Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Oku adam ol, geleceğini kurtar, ceketini satan babalar.

Millî Eğitim’le ilgili yazmak istemiyorum, çünkü karamsarlığım zirveye çıkıyor!

Millî Eğitim en temel meselemiz ve bu esas mesele ile ilgili bir şey yapılamıyor. “Yapılmıyor” demiyorum, yapılamıyor diyorum. Mesele sırf bu bakanla, şu bakanla ilgili değil. Devasa bir cihaz var ve bu cihazın bütün unsurları üzerinde ciddi olarak kafa yormak lâzım. İşin psikolojisini de gözden kaçırmamak şartıyla.

Öğrenciden başlayıp, bakana kadar giden bir hat üzerinde harekete getirici (motive edici) bir ruh ayaklanmasına ihtiyaç var. Öğrenci gelecek endişesinde, mezun olmak dert değil, sonrası belirsiz. Öğretmen idealsiz, ruhsuz. Öğretmenlik ideal bir meslek olmaktan çıkmış, öğretmenlik yapanlar da ideal sahibi olmayı yük olarak görüyor. Ve öğretmen artık öğrenci emanet edilen eli öpülesi kimse değil. Öğrenciyi hoş tutması gereken bir görevli, icabında şiddete maruz kalıyor.

İdare cihazı hantal, üreticilik ve yaratıcılık melekeleri körelmiş…Liyakat, ehliyet, tecrübe bir kenara bırakılmış. Böyle bir cihazı ayağa kaldırmak gerçek bir babayiğit işi. Konuyu bilmek, uzman olmak yetmez, büyük bir cehd sahibi olmak lâzım.

Hani bir zamanlar Osmanlının bir Maarif Nazırı varmış, bana göre hâlâ da en isabetli sözü söyleyen o. Ne demiş Emrullah Efendi? “Mektepler olması maarifi ne güzel idare ederdik!”

Belki de o yüzden mektebi bıraktık, okul demeye başladık! İşe bakın ki, mektepler yok, okullarla da olmuyor! Ben şimdi daha ötesini söyleyeceğim: Bakanlık olmasa eğitimi yoluna sokmak mümkün olabilir! Bakanlık dev bir idare cihazı ve destekten çok köstek oluyor belki. Eğitim standartlaştırır, fakat Türkiye’de standartlaştırma en kötüye, en düşüğe göre yapılıyor.

Mecburi öğretimin 12 yıla çıkarılması orta öğretimin en büyük ayak bağı. İlkokuldan sonra meslek öğrenecek, işine gücüne bakacaklar da orta öğretimin mecburiyet çarkına sokuluyor. Onlar hayata atılıp işe yarar bir şeyler öğrenecekken bilgi hamalı olarak diploma alıyorlar. Ya sonrası? Orta öğretim yüksek öğretimi zorluyor.

Ders kitaplarının hali?

Dil, edebiyat, tarih ve inkılap tarihi müfredatı ve kitapları üzerine hayli kalem oynattık. Bir netice hasıl olduğunu görmedik. Eskiden konunun uzmanları kitap yazardı, şimdi kalabalık bir isim listesi önümüze çıkıyor. Yazarlar, editörler ve uzmanlar. “Görsel tasarım uzmanı” bile var!

Bütün bunlar niçin yapılıyor? Daha mükemmel ve hatasız kitaplar ortaya konulması için.

Fakat bir tehlike var: Anoninimlik tehlikesi. Yani, sıradanlık, basitlik, yuvarlaklık. Ders kitapları ölü metinler haline geliyor.

Bir ders kitabı basıldığı zaman artık milyonlarca basılıyor. Eğer bir yanlış varsa, milyonlarca çoğaltılıyor demektir bu. Okulda öğrenilen doğru sanılan yanlışların, sonraları düzeltilmesi o kadar zor ki.

Elimin altında bir orta okul ders kitabı var. Orta okul ve imam hatip ortaokulları için hazırlanmış Sosyal Bilgiler kitabı. 1.340.526 adet basılmış…

Bize doğruları öğretecek ders kitabında hata olursa ne olur? Kitabın hazırlanış sürecine bakınca, hata olmaz diyesiniz geliyor!

İşte bu kitapta Uygur alfabesi diye, İsrail (İbrani) alfabesi konulmuş. Hadi bunu öğrenci anlamaz diyelim, öğretmenler de fark etmez mi? Fark edilse düzeltilmesini sağlamaya güç yeter mi? O da ayrı bahis.

Görünüşte Millî Eğitim işi sıkı tutmuş: Resim malzemelerine kaynak belirtmek mecburiyeti getirmiş. Birkaç tane basılı kaynak dışında elektronik ortamdan aktarılmış resimler, haritalar ve grafikler. Elektronik ortam kesinlikle güvenilir değil, bunu bilmeyen ders kitabı yazmaya kalkışmasın. Böyle güvenilmez ortamdan alınan malzemenin basılı kaynaklarla karşılaştırılması mecburiyeti getirilmeli.

Şimdi ders kitabı yazmak kolay, elektronik ortamdan malzemeyi kes yapıştır, olsun sana ders kitabı. Sonra da milyonlarca bas!

Meselenin şu yönü de var: Böyle hataları gördünüz ve öğrencilere başka bir kitap okutmaya kalkıştınız. Bu mümkün mü?

Veya öğrencilerinize güvendiğiniz, beğendiğiniz bir kitabı okutmak istediniz…

Bakanlık olmasa bu mümkün olabilirdi.

Fakat mesele sadece bu değil ki…

19-11/06/ekran-resmi-2019-11-06-235806.png

Bu harflerin Uygur harfleri olmadığını anlamak için uzman olmaya gerek yok. İsrail alfabesi olduğunu anlamak çok daha kolay. Peki bu resmin kaynağı ne? Bir lisenin sitesi! Sitede bu resme ulaşmak ne mümkün! Eğitim ciddiyet ister!

(KARAR)

Etiketler:
Share
161 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Düzmece aydın ile zoraki muhalefet kolkola

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    “Bir yığın yeteneksizin nasıl olup da ülkenizi, şirketinizi, fabrikanızı, mağazanızı, büronuzu avuçlarının içine aldıklarına şaştığı­nız oluyor mu?” sorusuna cevap arıyor. Dr. Laurance J.Peter. Cevabı şu: ken­di yeteneksizlik düzeyine erişen bir görevli, görevinin gereğini yerine getireceğine, kusursuz olarak ya­pabildiği bir dizi başka işlere girişir, asıl işini yapacağına sürekli hazırlıklarla oyalanmayı ter­cih eder. Örneğin yeteneksiz matema­tik öğretmeni öğrencilerine matematik öğreteceğine matematiğin öneminden bahseder.” (Peter İl­kesi, ...
  • Yönetim İslâmî değilse

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    Daha ziyade fıkıh ve kelam kitaplarında ve az sayıda siyaset, emval vb. konulara ait kitaplarda İslam devlet başkanı olabilmek için kişinin hangi nitelikleri taşıması gerektiği anlatılmış ve tartışılmıştır. Ehl-i sünnete göre Kurayş kabilesinden, müctehid derecesinde alim, vücutça sağlam, güzel ahlak sahibi olması ve bir şekilde ümmetin kendisine bey’at etmiş olmaları gerekiyor, ama evdeki hesap pazardakine uymuyor. Uymayınca da teker teker niteliklerden vazgeçiliyor, zaruret, fitnenin ve kargaşanın önlenmesi, ümmetin ve İslam vatanının koru...
  • 100 soruda ahiret!

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    Dün toprağa verilen Mümtaz Soysal’ın meşhur kitabıdır, “100 soruda Anayasa..” Ondan esinlenerek, “100 soruda ekonomi” başlığı ile. “100 soruda Milli Mücadele” başlığı ile.. “100 soruda Annelik-Babalık Rehberi” başlığı ile. “100 Soruda Vasiyetname” başlığı ile.. Ve daha nice “100 Soruda” diye başlayan kitaplar yazıldı.. Mümtaz Soysal’ın ölümü ve dün bir camide cenaze namazının kılınıp.. İslam mezarlığına defnedilmesi vesilesi ile.. Şimdi biz bir kitap önerisi daha yapalım: “100 Soruda Ahiret!” Siz, isterseniz “Ahire...
  • Netanyahu yine azdı

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    İşgal rejiminin başbakanı Benyamin Netanyahu’nun erken genel seçimleri tekrar etmesine ve siyonist kitlenin desteğini almak amacıyla Batı Yaka’yı İsrail’e ilhak edeceğine, bu bölgede yeni yahudi yerleşim merkezleri inşa edeceğine dair vaatlerde bulunmasına rağmen beklediği desteği alamadı. O yüzden işgal devletinin parlamentosu durumundaki Knesset’te, anlaşabileceği partileri bir araya getirmek suretiyle bile bir koalisyon hükümeti oluşturmaya yetecek sayıda sandalye kazanamadı. Bu durum işgal rejiminde yeniden bir hükümet krizi sorununun yaşan...