logo

05 Mayıs 2019

AYM neye karar verdi?


Taha Akyol
t.akyol@gmail.com

Anayasa Mahkemesi, tutuklanmış 9 gazetecinin başvurusunu karara bağladı. Bunlardan üçünün tutuklanmasını hukuka aykırı buldu, “hak ihlali” saydı: Kadri Gürsel, Ali Bulaç ve Murat Aksoy.

Gecikerek de olsa doğru bir karar.

Fakat 6 gazetecinin başvurusunu reddetti yani tutuklanmış olmalarını haklı buldu: Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan, Cumhuriyet gazetesinden Akın Atalay, Bülent Utku, Ahmet Şık, Murat Sabuncu…

AYM’nin bu kararı, daha önce benzer davalarda verdiği kararlarla çeliştiği için sürpriz etkisi yarattı. Pek çok hukukçu, AYM’nin yerleşik içtihatlarına bakarak bu gazeteciler hakkında da “tutuklanmaları insan hakları ihlalidir” diye karar vermesini bekliyordu.

AYM, bir çok kararında hukuk devletinde “belirlilik” ve “öngörülebilirlik” ilkelerinin geçerli olacağını belirtmişti. (Mesela K. No: 2012/49)

AYM tutuklama ve özgürlük konularında “belirli” normlar geliştirdiği için, bu defa da fikir ve ifade hürriyeti lehine karar vermesi yönünde bir “öngörü”, bir beklenti vardı, fakat gerçekleşmedi.

 

Tereddütsüz somut deliler

AYM, yine darbe teşebbüsüyle ilgili olarak daha önce verdiği Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararlarında, delillerin “tereddütsüz” olması gerektiğini vurgulamıştı; hukukta yazı ve sözlerin darbeye destek diye suçlanabilmesi için “tereddütsüz bir şekilde darbe çağrısı olarak nitelendirilmesi ve … gerçekleşecek olan darbe teşebbüsünü bilerek kamuoyunu buna hazırlamak amacıyla söylediğinin” somut delillerle ortaya konulması lazımdı. Bunun ötesine geçen “anlamlar yükleyerek” tutuklama yapılması insan hakları ihlali olurdu. (B. No: 2016/23672)

Demek ki, Ilıcak ve Altan’nın suçlu sayılması ancak FETÖ’nün sonradan ortaya çıkan gizli yönlerini ve hazırlanan darbeyi önceden bilerek desteklemiş olmaları halinde mümkündü. Bunun “tereddütsüz” delillerle ortaya konması gerekirdi.

Ben iddianamelerde böyle bir delil görmedim.

Şimdi açıklayacağı gerekçeli kararda AYM’nin bu “tereddütsüz” somut delillerin neler olduğunu teker teker göstermesi gerekiyor.

AYM aynı nitelikteki Alpay ve Mehmet Altan davalarında böyle deliller olmadığını tespit etmiş, tutuklamanın “ihlal” olduğuna karar vermişti.

Ayrıntıların önemi

Ilıcak ve Altanların tutuklanmasında, darbeden bir önceki akşam yayınlanan bir TV programı çok etkili olmuştu. Programda Ilıcak ve Altanlar hükümeti çok ağır sözlerle eleştirmişti. Savcıya göre bu program, onların darbeyi bildiklerinin bir deliliydi, programda darbe çağrısı yapılmıştı…

Halbuki AYM’ye göre o TV programından böyle bir anlam çıkarılamazdı. Hatta programda “iki yıl sonra seçim var, gidecekler” tarzında ifadelerin bulunması darbeden haberlerinin olmadığını gösteriyordu…

Hukukta ayrıntıların ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz Zira yüzlerce binlerce ayrıntıdan, önyargımıza uygun düşenleri seçip alt alta koyarak “işte deliller” diye düşünebiliriz…

Fakat hukukta “deliler sayılmaz tartılır.” Yani çok sayıda ya da bavullar dolusu olmasına değil, hukuken ne ölçüde ağırlıklı, değerli olduğuna bakılır.

İç yüzünü bilmek

Bütün davalar gibi FETÖ’ye ilişkin davalarda da belirleyici husus kişilerin bilerek, yani kasten hareket edip etmediğini “tereddütsüz” şekilde gösterecek delillerin olup olmamasıdır.

FETÖ’nün iç yüzünü bilerek destek vermek kesinlikle suçtur.

Öbür yanda, teröre karşı tatbikat veya operasyon diyerek kışladan çıkarılan, ama darbe niteliğini gördüğünde dönen asker suçsuzdur.

Hayır ve eğitim gibi duygularla “ne istedilerse” veren, kanun dışı eylemi de bulunmayan işadamı ve esnaf suçsuzdur.

Gazetecinin yüz defa bin defa eleştirel hatta “irkiltici” manşetler atması, yazılar yazması yanlış olabilir ama hukuken suç değildir, fakat kanunsuz şekilde emir alarak tek bir manşet atması, yazı yazması suç olabilir.

Sosyal ilişkiler de içeriği belli olmadıkça suç sayılmaz.

Aynı sebepten “gazetenin yayın politikası” diye suç olmaz, bu politikanın FETÖ’den gelen emirle oluşturulduğunu ispatı gerekir.

AYM’nin bu son kararlarında “hak eksenli” değil, “otorite eksenli” bir bakış olduğunu düşünüyorum. Tabii gerekçeli karar açıklandığında, fiil ve deliller hakkında AYM’nin değerlendirmelerini somut olarak göreceğiz, somut analiz yapmak o zaman mümkün olacak.

(KARAR)

Etiketler:
Share
732 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Anlamanın ölçüleri 1

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Geçen hafta Konya’da idik. Birkaç sanayici arkadaş (Mustafa Koruyucu, Hüseyin Gökalp, Yusuf Akay), mademki Allah bize kazandırıyor, biz de kazandıklarımızın bir kısmıyla O’nun dinine hizmet edelim diye Rihle adıyla bir ilmi faaliyet başlatmışlar. Çoğunluğu İlahiyatlı olan üç yüz elli kadar vasıflı öğrenci seçip Türkiye’nin, hatta İslam dünyasının her tarafından davet ettikleri hocalarla yoğun dersler yapıyorlar. Katılan öğrenciler, düzenli devam şartının dışında hiçbir ücret ödemiyor. Bu hizmeti üstlenen arkadaşlarımız da değme ilahiyatçılara ...
  • * Aslında ABD’ye teşekkür ederiz. * Patriot’ları vermedi, S400 aldık.

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin S400’ler konusunda dik duruşu, ABD’de tam bir akıl tutulmasına yol açtı. Daha doğrusu, ABD’nin kendi içindeki bölünmeyi, iktidar farklılaşmasını, zaaflarını bir kez daha açığa çıkardı. Tehditler, şantajlar havada uçuşurken, S400’ler Türkiye’ye gelmeye başladı. Ama ABD yönetimi tavır belirlemekte zorlandı. Pentagon başka bir şey dedi, Beyaz Saray başka bir şey dedi. İsrail lobisi başka bir şey dedi. En sonunda, bizim için de oldukçahayırlı olacak bir karar verilebildi: Türkiye F35 programından çıkarıldı. Kendi savunma yatırımla...
  • Hakim değerler sistemi ve eğitim

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Sema Maraşlı hanımefendinin bazı ifadelerini sert ve gerektiği halde müsamahasız bulsam da çocukların ve gençlerin eğitimi konusunda aşağıya alacağım sözlerine imza atarım: “…Tabii bu arada çocuklarımızın hatalarında kendi paylarımızı da göz ardı etmeyelim. Çocuklarımızı iyi yetiştiremiyoruz; kabul edelim. Güzel yetiştirenlere sözüm yok, istisnalar kaideyi bozmaz. Fakat genel anlamda bir sorun var. Saygılı olsunlar diye baskı yaptık; bağımlı ve korkak oldular. Özgüvenleri gelişsin diye müdahale etmedik; saygısız oldular. Korkak olmasınlar di...
  • “Babaannem faceApp’lanınca derse geç kaldım”

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    “Fotokopi için bekliyorum. Biliyorum geç kaldığımı. Yok ya uyku filan değil. Sabah sabah babaannem ‘bana yaşlanma şeysi yap’ dedi. Evet, bu telefonuma FaceAPP indir demenin babaannecesi. ‘Ne yapacaksın hiç gerek yok’ dedim. İkna edemedim. Ne dediysem boş. ‘Babaanne mahrem bilgilerin ele geçer bunlar veri topluyor filan’ diye korkutmaya çalıştım. ‘Benim ne verim varmış!’ dedi. Bir de bana haber geçti: ‘Dünyada 50 milyon kişi uygulamış bunu. Elle gelen düğün bayram’ diye. ’Ya diyemiyorsun ki babaanne sen 76 yaşındasın hangi yaşlanma efekti laz...