logo

14 Mayıs 2019

Âsafsız devlet…


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Urfa seyahatlerimizin birinde mûsıkî ile dolu bir akşam, bir gazelhan Ziya Paşa’nın bir gazelini teganni etmişdi:

“Âsaf’ın mikdarını bilmez Süleyman olmayan!

Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan.”

Güzel de okumuştu hani…

Âsaf kim, onun mikdarını, yani kıymetini, neden Süleyman biliyor? Ne bu soruları sormuş ne de cevaplarını düşünmüştük o zaman.

Öncesiz, örneksiz bir uygulama dönemindeyiz. Devlet yönetiminde asıl yürütücü mevkii teşkil eden makamdan bir çırpıda ve kolayca vazgeçtik. Devletle hükümeti ayırma imkânına sahip değiliz bu yüzden. Bunun ne anlama geldiği üzerinde dikkatle düşünmek durumundayız.

Bilge Kağan, “bilge”ydi bilge olmasına da onu bilgelik mevkiine yükselten muhtemelen Tonyukuk’tu. Hani Orhun Yazıtları, kitabeleri, anıtları…der dururuz ya, 8. Asırdan kalma ilk Türkçe metinler. Göktürk yazıtları denilince öncelikle Kül Tigin, Bilge Kağan yazıtları hatıra gelir. Oysa ilk dikilen, ilk Türkçe konuşan taş Tonyukuk’a aittir. 715 Yılında dikilen bu kitabede Göktürk devletinin tecrübeli ve müdebbir veziri Tonyukuk konuşur. Eğer o konuşmasa, yaşadıklarını taşa kazıtmasa idi ilk türkçe metinlere sahip olmakta belki gecikecektik.

O yazdı, ondan 17 yıl sonra Kül Tigin yazıtı dikildi, 20 yıl sonra da Bilge Kağan yazıtı. Engin bozkırlara Tonyukuk bir avaz saldı, ardından ve cevaben Kül Tigin ve Bilge Kağan’ın avazları yükseldi…Üstüne üstlük, her iki kağanla ilgili yazıtları kaleme alan yeğen Yollug Tigin’dir…

Bu müdebbir vezirle ilgili çok şey söylenebilir, birisi var ki bilhassa önemli. Bilge Kağan Çinliler gibi yerleşik hayata geçip şehirler kurmayı, etrafını surlarla çevirmeyi düşünür. Tonyukuk’a açar fikrini. Onun cevabı şöyle olur: Biz atlı bozkır kavmiyiz, akıncılıkla ayakta kalan nüfusça az bir topluluğuz. Sürekli hareket halindeyiz. Oturduğumuz anda, yerleştiğimiz zaman, kalabalık Çinlilere yem oluruz. Şimdi bu hareketliliğimiz sayesinde onlara baskınlar veriyor, gücümüzü kabul ettiriyoruz…

Selçuklu devletinin hemen hatırımıza gelen sultanları, Tuğrul, Alparslan, Melikşah, Sencer…Fakat Selçuklu tarihi Nizamülmülk olmadan yazılabilir mi? Geçen sene onun doğumunun 1000. Yılı idi. Nizamülmülk’ün devlet yönetimi yanında, ilim hayatımıza hizmetleri unutulur mu? Sadece ilim ve fikir adamları değil, siyasetçiler de onun Siyasetname’sini okumalı. Her şey öylesine değişiyor ki, âdeta hiçbir şey değişmiyor!

Osmanlı tarihinde Nizamülmülk kadar sivrilmedilerse de çok önemli vezirler, veziri âzamlar var. Çandarlı vezir ailesinin Osmanlı Devleti’nin kuruluşundaki rolünü bilmek zorundayız.

Pirî Mehmed Paşa, Sokullu Mehmet Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa, Köprülü Mehmet Paşa, Koca Ragıp Paşa…ilk aklımıza gelenlerdir.

Veziriazamlık çok yüksek, o nisbette riskli bir görevdir. Osmanlı tarihi boyunca kırktan fazla sadrazam “siyaset edilmiş”tir, yani asılmıştır!

Otoritenin asıl sahibi padişahdır; onun mevkii yüksektedir. Fakat ülkeyi çekip çeviren sadrazamdır ve padişahın mutlak vekilidir. Hesabı ona verir. Sadrazamlar içinde başarılı olanların padişaha her halükârda boyun eğenler olduğu sanılmamalıdır. Devlet yönetmenin icaplarını hakkıyla yerine getiren bir sadrazam padişaha saygısını eksiltmez, fakat ona dalkavukluk da etmez.

Türk tarihine çok daldığımız sanılabilir. Aslında Âsaf Kur’an’da adı geçen Süleyman peygamberin veziridir. Bu müdebbir yönetici, vezirlere, veziriazamlara alem olmuştur. İyi vezirler Âsaf olarak nitelenmiştir. Hükümet kapısına Bâb-ı Âsafî denilmiştir. Kanunî’nin vezirlerinden Lütfi Paşa siyasetname türünün önemli eserlerinden birini yazmıştır ki adı Âsafname’dir.

Siyasî alanın tanzimi ile ilgili öncelikler değişebilir elbette. 21.Yüzyılda Devlet mekanizmasının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak her türlü düzenleme yapılabilir. Fakat, hükümet ile devletin farklılaşması, meclisin bu sistem içindeki yeri üzerinde dikkatle düşünmek gerekiyor. Yönetim hiyerarşisini bozmadan bir sistem oluşturmak, bu sistemde Âsaf’ın yerini de düşünmek gerekiyor. Her muktedir yöneticinin bilge âsaflara ihtiyacı olur.

(KARAR)

Etiketler:
Share
199 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kızamık şekeri yahut iki İsmail’den biri

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Eskiden kolay ölünürdü. Zatürreden, tifodan, “iskorpitten”, sıtmadan, veremden… Arabada Bektaşi deyişleri dinleyerek yolculuk ettiğimiz dostumla ben, kolayca ölünen zamanlarda büyümüş son çocuklardık. İstanbul iftarını etmiş, teravihten çıkmış, sahura doğru akıyordu ağır ağır. İki dostun, tam da olması gerektiği gibi, dertleşerek ilerlediği güzel bir İstanbul gecesiydi. O yokuşa geldik. Dostum dedi ki “Fukara mahallemizde araba namına hiçbir şey olmadığı için annem beni sırtında 3 saat taşıyarak getirmişti hastaneye. İşte şurada, yokuşun ...
  • Nefesler sayısınca yol mu vardır? Ya da müminleri bir taksime tabi tutacak olsak?

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    ‘Allah’a ulaştıran yollar nefesler sayısıncadır’ anlamında bir söz vardır. Bazılar bunu hadis diye naklederler ama Sünni kaynaklarda hadis olarak aslı yoktur, Şia Batıniliğinden gelmedir. Ne var ki, bu sözün mutlak olarak doğru olmasa da, anlamlı bir yorumu da olabilir. Mutlak olarak, yani her bakımdan doğru olmaması şundandır: Allah’ı bulmak, ya da O’na ulaşmak isteyen herkes diğerlerininkinden tamamen farklı bir yol izlese de Allah’a ulaşabilir denmesi tevhide aykırıdır. Ana cadde/sırat-ı müstakim bellidir ve herkesin bu cadde üzerinde olması...
  • Suûdîlere uyarı ve çağrı

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Mübarek Ramazan ayı boyunca “Arifler Meclisi” çerçevesinde yazılar yazma niyetinde idim, bugüne kadar da böyle yaptım, bugün acil bir durum hasıl olduğu için araya farklı bir yazı girmiş oldu. Suûdî Arabistan, Mısır ve BAE’nin, ABD ve İsrail güdümünde girdiği gayr-i meşru ve çok tehlikeli yol üzerinde çok şey yazıldı, yazılıyor ve yazılacak. Kaşıkçı cinayetinin kanı kurumadan S.A.’nın yeni cinayetlere hazırlandığı haberi yayılınca vicdanlı çevreler bu cinayeti engellemek için harekete geçtiler. Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin meşkur faali...
  • Anneleri konuşturmak; klasik FETÖ taktiğidir!

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Soyut anlatımlar yapmayacağım. Koca koca adamları temize çıkartmak için, anneleri konuşturup, çocuklarını aklamaya çalışmanın, daha önceki üç örneğini size hatırlatıp.. Bugün geldiğimiz aşamada, o üç örnekte, “anne”lerin nasıl yanıldığını gösterip.. Bu taktikte planlayıcıların FETÖ olduğunu, sahneye koyanların ise FETÖ’cü olmaktan ziyade, FETÖ’ye yardım edenler olduğunu.. Hedefin ise, suçların örtbası olduğunu ispatlamaya çalışacağım.. İlk örnek, eski savcı Zekeriya Öz.. Yediği haltlar, kamuoyunda çok iyi bilinmiyordu.. Bir...