logo

12 Mayıs 2019

Arifler meclisinden Hz. Mevlânâ ve İmam-ı Rabbânî: Kaza ve Kader


Hayrettin Karaman
h.karaman@gmail.com

Dün, mübahaseyi (araştırma ve tartışmayı) seven birisi bana bir süal sordu.

Dedi ki: “Küfre (kâfir olmaya) razı olmak küfürdür.” Bunu Peygamber söyledi, onun söylediği söz de doğrudur, yerindedir. Sonra yine “Müslüman olan kişinin her türlü kazaya (Allah’ın kaza ve kaderine) razı olması lazımdır” buyurdu.

Kâfirlik ve münafıklık da Allah’ın kaza ve kaderiyle değil mi? Fakat buna razı olursak (ilk hadise göre) kötülük etmiş, (küfre rıza göstermiş) olmaz mıyız? Razı olmazsak da suç. Peki ikisinin arasında hangi çareye başvuralım?

Ona dedim ki: Bu küfür Allah’ın takdiri iledir; ama Allah’ın hükmüyle, Allah’ın emir ve rızasıyla değildir. Bu küfür yalnız kaza ve kaderin eserlerindendir.

Hocam Allah’ın kaza ve kaderini Allah’ın bilgisi olarak bil de şüphe ve tereddüdün kalmasın. Küfre de razıyız çünkü Allah’ın bilgisine muvafıktır, fakat bizim fenalığımızdan, bizim kötülüğümüzden meydana geldiğinden (bu bakımdan) ondan razı da değiliz. Küfür, Allah bilgisi olmak bakımından küfür değildir, Hakk’a kâfir deme, burada dur!

Küfür cahillikten meydana gelir; fakat küfrün takdiri Allah’ın bilgisidir Allah kâfirin kâfir olacağını ezelde bilir, bildiği gibi de zuhur eder. Rüya ve mülayimlik manasına gelen “hilm” ile sümük manasına gelen “hilm” nasıl bir olur (Şekilde ve sözdeki her benzerlik, mana ve mahiyette de benzerlik değildir). Çirkin resim ressamın çirkinliğini icab ettirmez ya; çirkini de yaptığına, yapabildiğine bir delil olur ancak. Hatta hem çirkin resmi hem güzel resmi yapabildiğinden ressamın, kuvvetli bir ressam olduğuna delildir.

Bu bahsi açar, düzüp koşarsam süal ve cevaplar uzar gider. Ben de aşk nüktesinin zevkini kaybederim. Allah’a hizmet başka bir şekle döner, maksat hidayet iken dalalet olur (yolun doğrusundan sapılır).

Saçı sakalı kır bir adam, iyi bir berberin önüne gider de, “Yiğidim, saçımdaki, sakalımdaki akları ayır, yol, bir yeni gelin aldım” der. Berber adamın sakalını dipten tıraş ederek kılları önüne kor da der ki: “Benim bir işim çıktı, sen ayırıver!”

İşte bunun gibi bu süal, şu da cevabı: Artık sen ayırıver! Din kaygısı bunlarla uğraşmaya vakit bırakmaz.

(Mesnevî, C.III, s. 81-82)

İmam-ı Rabbânî de Mektûbât’ının birinci cildinde (s. 458, 559) kaza, kader, kulun irade ve ihtiyarının fiiline (yapıp ettiklerine) tesiri konusunu ele almış uzunca ve doyurucu açıklamalar yapmıştır. Özetleyeyim:

Ebû Hanîfe, Ca’fer es-Sâdık hazretlerine soruyor:

-Ey Allah Resulü’nün evlâdı, Allah Teâlâ işi kullarına bırakmış mıdır?

-Allah rubûbiyyeti (Rab ve yaratıcı olmayı) kullarına bırakmaktan münezzehtir.

– Peki o zaman kulları yaptıklarına mecbur mu kılmıştır.?

-Allah Teâlâ kulları yaptıklarına mecbur kılıp sonra da niçin günah işlediniz diye azab etmez; Onun eşsiz adâleti buna imkan tanımaz.

-O zaman bu iş nasıl çözülecek?

-İkisi arasıdır, ne tamamen kullara bırakmıştır, ne mecbur etmiştir.

İmam-ı Rabbânî bu rivayeti naklettikten sonra Kelâm ilminin üslub ve yöntemini kullanarak konuya açıklık getiriyor. İmam Eş’arî’nin cebre yakın görüşünü reddediyor, İsferâyînî’nin “Allah’ın kudreti ile kulun kudreti kulun fiilinin aslında etkilidir”, Bakıllânî’nin “Kulun kudreti fiilin aslında değil, vasfında (iyi veya kötü olmasında) etkilidir” görüşlerini naklediyor ve kendisi “Kulun kudreti de hem aslında hem de vasfında etkilidir” görüşünü ileri sürüyor. Yani Allah ezelde kulun iyi ve kötüden hangisini tercih edeceğini biliyor ve buna göre yaratıyor, kul ise işte bu tercihi yaptığı ve kendisine verilen iradeyi ve gücü iki şıktan birine sarfettiği için “kesb” etmiş ve sorumlu oluyor.

İşte iki ârif, işte imanın önemli bir konusu hakkındaki açıklamaları.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
370 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...