logo

Aptal mısınız?


İsmail Kılıçarslan
i.kilicarslan@gmail.com

Sevgili dostum Muhammet Yazıcı Hoca, ismi bende mahfuz bir Anadolu şehrinin bir camiinde yaşanan bir olayı anlatmıştı. O cuma, hutbenin mevzuu “faiz” imiş. İmam efendi, minberden “faiz yiyenler Allah’a savaş açmış gibidirler” deyince namaz çıkışı cemaatten birkaç kişi imam efendiyi tartaklamış, bir de üzerine şehrin müftüsüne gidip imam efendiyi şikâyet etmişler. Müftü efendi de cemaate “yahu siz çok yanlış anlamışsınız, söylediğiniz ibareyi imam efendi değil İslâm dini söylüyor” deyip göndermiş bunları.

Geçtiğimiz cuma namazında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın camilerde “Neslin Korunması: Erdemli Bir Nesil, Huzurlu Bir Gelecek” isimli bir hutbe irat ettirmesiyle gelişen olaylar bana bu olayı anımsattı.

T24’ünden DW’sine, bilmem hangi haber portalından bilirsin ne sitesine kadar “bir kısım medya” ile “bir kısım organizasyon”, söz birliği etmiş gibi “Diyanet’in hutbesi tepki çekti, ayrımcılık yaptı, hedef gösterdi” cümlesinde birleştiler. Çok tipik olduğu için medyadan DW’yi örnekleyeyim. Başlık şuydu: “Diyanet LGBT’yi ve nikâhsız yaşayanları hedef aldı.”

Dinleyenleriniz vardır ama hadi birlikte hatırlayalım Diyanet’in hutbesinden ilgili bölümleri.

Önce “nikâhsız yaşayanlar” kısmı: “Evlilik dışı birliktelikler ve “cinsel özgürlük” adı altında gündemde tutulmaya çalışılan “serbest yaklaşımlar” kadının da erkeğin de saygınlığını ve haklarını korumaktan uzaktır. Meşru ve muteber bir nikâh olmadan yaşanan birliktelik, Allah tarafından haram kılınmıştır. Haramla yürünen yoldan hayır gelmez.”

Bu da LGBT’yi alakadar eden kısım: “Irkımızı, rengimizi ve ömrümüzü olduğu gibi cinsiyetimizi de Yüce Yaratan belirlemiştir. Fıtratın kodlarıyla oynamak, yaratılıştan gelen özellikleri değiştirmeye çalışmak sünnetullaha aykırıdır. Cinsiyete müdahale eden ve cinsiyetsizliğe davet eden çabalar sadece bireyin değil bütün bir neslin felâketini hazırlar. Cinsiyet seçimini kişisel bir özgürlük alanı gibi göstererek ilâhî iradeyi yok saymak, haddi aşma ve kulluktan sapmadır. Tarih boyunca bütün inançlar bu tür anlayışları şiddetle reddetmiş ve lanetlemiştir.”

“Diyanet’in hutbesi ayrımcılık yapıyor” diyen zevat. Siz öyle zannediyor olabilirsiniz ama camiler konvansiyonel anlamda “kamusal alanlar” değildir. Camiler, toplumun Müslüman olanlarına hizmet veren, bu hizmetten yararlanmak isteyen bireylerine açık mabetlerdir ve bu mabetlerde okunan cuma hutbelerinde Diyanet, bu dinin genel geçer, değişmez, bundan sonra da değişmeyecek ilkelerinden bahseder genellikle.

Bir de üzücü haber vereyim “Diyanet’in hutbesi ayrımcılıktır” diyen zevata. İslâm fıkhına göre nikâhsız yaşamak haramdır. İçki içmek haramdır. Domuz eti yemek haramdır. Faiz yemek haramdır. Gıybet etmek haramdır. Eşcinsel ilişki haramdır. Dün haramdı, bugün haramdır, yarın da haram olacaktır.

Hah. Geldik meselenin ek yerine. Biz Müslümanlar, “haram iş işleyen” kardeşlerimiz için hayır dua eder, bu haramdan kurtulmalarını niyaz ederiz. Herhangi bir haram iş işlersek bu işlediğimiz haramın “haram” olduğunu biliriz. Allah’tan bağışlanma dileriz, merhamet dileriz, O’na tövbe ederiz. Fakat diyelim -Allah kimseye nasip etmesin- faiz yiyorsak ve faiz için “faiz haram değildir” diyorsak Allah’ın dini ile bir ilişiğimiz kalmadığını da biliriz. “Faiz haram değildir” dediğimiz an dinden çıkmışız demektir. Orası nettir.

Dolayısıyla şudur mesele. Eşcinsellik haramını işleyen yahut biriyle nikâhsız yaşayan bir Müslüman, Müslüman kalmaya devam edebilmek için “bu fiillerin haram fiil olduğunu” kabul etmek, bu fiilleri bırakamıyorsa bile bu fiiller için kalben pişman olmak zorundadır.

Dolayısıyla Diyanet, “nikâhsız yaşamayın” derken de, “eşcinsellik sapkınlıktır” derken de, “faiz haramdır” derken de, “içki haramdır” derken de “ayrımcılık yapmış”, “hedef almış” falan değildir. Allah’ın sınırlarını, yasaklarını hatırlatmaktadır bize.

Kaldı ki siz “eşcinselliğin haram olmadığını” düşünüyorsanız zaten Allah’ın dini ile bir işiniz kalmadığı için cuma namazına gelmeniz de gerekmez. Yok, eğer eşcinselliğin haram olduğunu düşünüyorsanız hoca da onu dedi zaten, başka bir şey demedi. Nasıl ben, oyun bağımlısı olduğum dönemde Diyanet’in “bağımlılık hutbesini” paşa paşa dinlediysem ve bundan bir “ayrımcılık” çıkartmadıysam siz de “nikâhsız yaşamak haramdır” dendiğinde bundan bir ayrımcılık çıkartamazsınız. Allah’ın dininin kesin emir ve yasaklarını anlatmak ayrımcılık değildir.

O halde yazının başlığına döneyim ve sorayım o “bir kısım medya” ile “bir kısım organizasyon”a: Aptal mısınız?

Ve cevap vereyim: Değilsiniz ama “aptal taklidi yapma” konusunda eşsiz bir yeteneğiniz var.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
170 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bireyleşme, kadın erkek ve tarikatlar

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Demek ki, kişinin birey olduğunun farkına varmasıyla tek adam olma anlamında bireyselleşmesi farklı şeylerdir. Bat’ıda Aydınlanma dedikleri şey beraberinde bu aşırı bireyselliği getirdi. Kilisenin dogmatik bilgileriyle yetinmek zorunda bırakılan Batılı için Aydınlanma kaçınılmazdı. O birey olduğunu ancak bu yolla fark edebildi. Ama aydınlanma ‘insanın aklının dışında bir rehber kabul etmemesi’ diye anlaşılınca Batılı birey biraz fazla aydınlanmış olacak ki, gözleri kamaştı, kendinden başka otorite göremez oldu. ‘Aydınlanma’ deyince elbette Bat...
  • Sana bunu nasıl anlatsam?

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. İkindiden sonra güzel bir bahçe bulduysam, hele de mevsim yazsa, şöyle bir içlenip “Allah” derim. Çünkü bilirim ki Allah’tır O. Allah’ı bilirim. Rabbi bilirim. Rızkı bilirim. Şükür etmeyi bilirim. “Ne veriyorsan bana razıyımdır ben ona” demeyi alışkanlık haline getirmişimdir. Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. Biri gerçekten bir derdini anlatıyorsa dinlerim onu. Önemli bir mesele konuşulduğunu düşünüyorsam cep telefonuna gitmez elim. Çoğunlukla bağlanmasam da olur internete. Sokaklara bağlanmasam olmaz ...
  • Barış Pınarı’nın anlamı

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Barış Pınarı Harekâtı’nın başlangıcından bu yana dünyanın her tarafından aykırı sesler duyulmaya başladı. Türkiye’nin halen yürütmekte olduğu Fırat’ın doğusuna yönelik barış harekâtı Türkiye açısından güney sınırlarımızın güvenliğini gerçekleştirme bağlamında bir anlam taşıyor. Türkiye ile aynı kulvarda yer almayanlar ise bu olayı kendine göre değerlendirmeye girişiyor. Türkiye karşısında hasmane tutumu benimseyen ülkeler bizim için barış çabasından ibaret olan bu harekâtı savaş diye niteleyebiliyor. Ülke içinde de doğrudan telaffuz etmek...
  • Barış Pınarı oyunbozan harekettir

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Küresel sermaye ile bu sermayeye büyük ölçüde hâkim içeride ve dışarıdaki İsrail’in hizmetçisi olan ABD komünizmin yayılması tehlikesine karşı Yeşil Kuşak projesini; yani sözde İslâm’ı destekledi. 1990’lardan sonra Sovyetler dağılıp sözde komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, İslâm’a verdiği destek stratejik olduğu, samimi olmadığı, kullanma niyetine bağlı bulunduğu için geçici desteği terk ederek asıl projesi olan BOP’u devreye soktu. 1 Mart 2003’te meş’um tezkere reddedilince artık Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı açık-kapalı vaziyet alma d...