logo

11 Temmuz 2019

Ak Parti’nin doğuşundan bugünkü doğuşlara…


Ahmet Taşgetiren
a.tasgetiren@gmail.com

Ak Parti, merhum Erbakan Hoca’nın partisi içinde doğdu. “Yenilikçi” diye nitelenen hareket, Hoca’nın bütün çabasına rağmen bünyede kalmadı ve ayrı bir parti hüviyetine büründü.

O dönem Erbakan Hoca’nın tepkisini tahmin edebiliriz. “Milli Görüş misyonu” herhalde o gün “Dava”nın kendisi idi. Yenilikçi hareket “Milli Görüş gömleğini çıkararak” yola koyulmuştu.

Ak Parti’nin kurucu kadrosu hepsi de “Dava eksenli” olacak tepkileri göze alarak yeni bir siyaset üretmeye karar vermişlerdi.

Kadro, “Değerlere bağlılık”ta, geride kalanlardan farklı değildi, ama “Siyaset dili”nde, toplumun geniş kesimleriyle buluşacak yeni bir çalışmayı gerekli görmüşlerdi.

Yola çıktılar, girdikleri ilk seçimde, Refah Partisi’nin çıkabildiği en yüksek oyun (yüzde 22) 12 puan (yüzde 34) üstüne çıktılar ve tek başına iktidar oldular. Böylece toplumla buluşacak bir dil üretilebildiğini örneklediler.

O dönemde ne oldu?

– “Bölme, parçalama, davaya ihanet suçlamaları” göze alındı.

– “Büyük gövdeden ayrılanlar iflah olmuyor”, yaklaşımına aldırış edilmedi.

Ak Parti’nin kurucu kadrosu yola çıkarken bu tür suçlamalarla karşılaşacaklarını bilmiyor olamaz. Kendi içlerinde bunun cevabını da oluşturmuşlardır. “Yeni misyonumuz ve onun elde edeceği başarı zaman içinde bu suçlamaların geçersiz olduğunu ortaya koyacaktır” demişseniz her şeyi göğüslersiniz.

Her şey göğüslenmiş, Ak Parti yola çıkmış, başarılı olmuş ve hiçbir partiye nasip olmayan bir iktidar dönemini elde etmiştir.

***

Bir süredir Ak Parti içinde bir hareketlenme var. Olan bitene itiraz ediliyor. “Biz yola böyle çıkmamıştık” deniliyor. Toplumla ilişkide sarsıntı söz konusu.

Yola ilk çıkıldığından bu yana kimi kopuşlar yaşandı. Kopanlar yeni bir sıklet (ağırlık) merkezi oluşturamadılar. Ya kayboldular ya da bir başka bünyeye monte oldular.

Acaba son hereketlenmenin sonucu da böyle mi olacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ak Parti genel başkanı hüviyetiyle dediği gibi bunlar da ötekilere benzeyecek ve “boş çuval gibi devrilecekler” mi?

İki isim “parti kuracaklar” iddiasıyla öne çıkıyor malum.

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan. Babacan çoğu eski Ak Partili bakanla birlikte mutfak çalışması yapıyor, Davutoğlu da kitlelerle buluşuyor.

Ali Babacan partinin kurucu üyelerinden. Ak Parti hükümetlerinde 13 yıl bakanlık yapmış.

Ahmet Davutoğlu da danışmanlık, bakanlık, Başbakanlık yapmış.

***

Erdoğan olan biteni görüyor. Kendi ayrılış süreçlerini hatırlıyor mu, bilmem. Ama bunlar benzeşir birbirine. Tepki gösteriyor. “Kırgınlığınız var mı?” sorusuna “Bunlara kırgın olmayacak da kime olacak!” diye tepki veriyor.

Ali Babacan vedaya geldiğinde ona “Ümmeti bölmeye hakkınız yok” demiş. Kendi misyonu, liderliğindeki Ak Parti misyonu, Cumhurbaşkanlığını deruhde ettiği Türkiye misyonunun Erdoğan’ı böyle bir hisse yöneltmesi gayet tabii. Bunu paylaşan hem Türkiye’de hem İslam dünyasında halk kitleleri olduğunu da bilmek lazım.

Benzeri bir durum, enimim merhum Erbakan Hoca için de söz konusu idi. Merhum Hoca’nın Tayyip Bey’e, Abdullah Bey’e, Bülent Bey’e ne söylediğini bilmiyorum, benzer şeyler olduğunda şüphem yok. Erbakan Hoca’yı Türkiye’de ve İslam dünyasında “Ümit” olarak gören halk kitlelerinin azımsanmayacak boyutta olduğunu da biliyoruz. Ama olan oldu.

Şimdi…

Ali Babacan istifasını açıkladığı mektupta, “dünyadaki değişim, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu yeni sınamalar, yeni bir gelecek vizyonu, ortak akıl, her konuda beyaz sayfa, insan hakları, özgürlükler, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü…” gibi anahtar ifadelerle bir örgü sunuyor.

Ahmet Davutoğlu, Babacan’dan da önce “Manifesto”sunu yayınladı.

İki farklı hareket, iki parti, bunların birbiri ile ilişkileri, Ak Parti ile ilişkileri, Türkiye siyasetinde nasıl bir denklem oluşturacakları, bu hareketlere duyarlı toplum kesimlerinin farklılaşma-parçalanma sürecinde hissedecekleri kaygı… Bunlar bundan sonra üzerinde durulacak ayrı ayrı başlıklar…

Hoca’nın yanında neden kalınmadı, bu bir misyon kopuşu mu idi, bugün neden Erdoğan’dan ayrı bir yola giriliyor, bu bir misyon kopuşu mudur… Bunları konuşacağız.

Bence ilişkileri “Davaya ihanet” gibi ağır suçlamalara yönelmeden yürütmek gerekiyor. İktidara yakın medya dilinin de yaraları derinleştirmede önemli rol oynadığını unutmadan…

(KARAR)

Etiketler:
Share
122 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bireyleşme, kadın erkek ve tarikatlar

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Demek ki, kişinin birey olduğunun farkına varmasıyla tek adam olma anlamında bireyselleşmesi farklı şeylerdir. Bat’ıda Aydınlanma dedikleri şey beraberinde bu aşırı bireyselliği getirdi. Kilisenin dogmatik bilgileriyle yetinmek zorunda bırakılan Batılı için Aydınlanma kaçınılmazdı. O birey olduğunu ancak bu yolla fark edebildi. Ama aydınlanma ‘insanın aklının dışında bir rehber kabul etmemesi’ diye anlaşılınca Batılı birey biraz fazla aydınlanmış olacak ki, gözleri kamaştı, kendinden başka otorite göremez oldu. ‘Aydınlanma’ deyince elbette Bat...
  • Sana bunu nasıl anlatsam?

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. İkindiden sonra güzel bir bahçe bulduysam, hele de mevsim yazsa, şöyle bir içlenip “Allah” derim. Çünkü bilirim ki Allah’tır O. Allah’ı bilirim. Rabbi bilirim. Rızkı bilirim. Şükür etmeyi bilirim. “Ne veriyorsan bana razıyımdır ben ona” demeyi alışkanlık haline getirmişimdir. Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. Biri gerçekten bir derdini anlatıyorsa dinlerim onu. Önemli bir mesele konuşulduğunu düşünüyorsam cep telefonuna gitmez elim. Çoğunlukla bağlanmasam da olur internete. Sokaklara bağlanmasam olmaz ...
  • Barış Pınarı’nın anlamı

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Barış Pınarı Harekâtı’nın başlangıcından bu yana dünyanın her tarafından aykırı sesler duyulmaya başladı. Türkiye’nin halen yürütmekte olduğu Fırat’ın doğusuna yönelik barış harekâtı Türkiye açısından güney sınırlarımızın güvenliğini gerçekleştirme bağlamında bir anlam taşıyor. Türkiye ile aynı kulvarda yer almayanlar ise bu olayı kendine göre değerlendirmeye girişiyor. Türkiye karşısında hasmane tutumu benimseyen ülkeler bizim için barış çabasından ibaret olan bu harekâtı savaş diye niteleyebiliyor. Ülke içinde de doğrudan telaffuz etmek...
  • Barış Pınarı oyunbozan harekettir

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Küresel sermaye ile bu sermayeye büyük ölçüde hâkim içeride ve dışarıdaki İsrail’in hizmetçisi olan ABD komünizmin yayılması tehlikesine karşı Yeşil Kuşak projesini; yani sözde İslâm’ı destekledi. 1990’lardan sonra Sovyetler dağılıp sözde komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, İslâm’a verdiği destek stratejik olduğu, samimi olmadığı, kullanma niyetine bağlı bulunduğu için geçici desteği terk ederek asıl projesi olan BOP’u devreye soktu. 1 Mart 2003’te meş’um tezkere reddedilince artık Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı açık-kapalı vaziyet alma d...