logo

24 Nisan 2019

99 yıl sonra buraya mı gelecektik?


Yıldıray Oğur
basaksehirnet@gmail.com

23 Nisanlar 1981’den beri Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanıyor. Bayramın 1921’de kabul edilen ilk adı Milli Hakimiyet Bayramı’ydı.

Aslında açılışının birinci yıldönümü olan 23 Nisan 1921 günü, Meclis’in önüne 23 Nisan’ın bayram olarak kutlanması teklifi geldiğinde itiraz sesleri yükselmişti.

İtiraz eden vekiller, İstiklal Harbi’nin sürdüğünü, ülkenin işgal altında olduğunu, bayram ilan etmek için erken olduğunu söylemişlerdi.

İtirazlar üzerine teklifin sahibi Saruhan (Manisa) Milletvekili Refik Şevket (İnce) kürsüye çıktı:

“Koca bir tarihi canlandırmak şerefini, koca bir tarihi yeniden yaşatma görevini üzerine alan Meclisimiz bu günü elbette kutsallaştıracak ve bunu torunlarına hediye bırakacaktır. Buna inandığım içindir ki yüksek kurulunuza bu önerinin kabulünü teklif ediyorum.”

Teklif kabul edildi ve 23 Nisan savaş sürerken “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kabul edildi.

Bundan bir yıl önce Meclis’in açıldığı günlerdeyse, 23 Nisanların bayram yapılmasını sağlayan Saruhan Milletvekili Refik Şevket (İnce) ve arkadaşları, Meclis’in gündemine gelmiş başka bir teklifin kabul edilmemesi için büyük bir mücadele vermişlerdi.

Meclis’in açılmasından 15 gün sonra, 9 mayıs 1920 günü Meclis gündemine gelen teklif, Ankara’ya gelemeyen İstanbul’daki Meclis-i Mebusan üyeleri hakkındaydı.

Teklif, davet edilmelerine rağmen Ankara’da Meclis’e katılmamış Meclis-i Mebusan üyelerinin, bundan sonra gelirlerse vekilliklerinin kabulünü ancak Meclis’in üçte ikisinin oyuna bağlıyordu.

Mustafa Kemal Paşa’nın yakın çevresindeki vekillerin verdiği bir teklifti bu. İtirazlar üzerine kürsüye çıkan Mustafa Kemal, İstanbul’un işgalinden sonra düşmanla işbirliği içinde olan, Anadolu’da İstiklal Harbi’ne karşı propaganda yapan Meclis-i Mebusan üyelerinden bahsetmiş, ülkenin içinden geçtiği çetin şartları hatırlatmıştı.

Ülke gerçekten de bir beka savaşı vermekteydi. İstanbul, İzmir işgal altındaydı. Savaş sürüyordu. Meclis-i Mebusan 11 Nisan günü kapatılmıştı.

İstanbul’da İstiklal Harbi’ne karşı çıkan mebuslar, gazeteciler, din adamları vardı. Mebusların bir kısmı zor koşullarda da olsa İstanbul’dan kaçarak Ankara’ya gelmişlerdi. Temsilcisi kalmayan şehirlerden yeni vekiller seçilip yeni Meclis’teki yerini almıştı.

Yani ortada seçilmiş iki meclisin vekilleri vardı.

Eğer bu teklif kabul edilirse artık Meclis-i Mebusan’ın vekillerin kaderi, Ankara’daki Büyük Millet Meclisi’nin vekillerin oyuna bağlı hale gelecekti.

Teklif yeni açılmış Meclis’i karıştırmıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın ülkenin hassas durumunu anlattığı sözlerine hak verenler de vardı.

Ama itiraz edenlerin argümanları daha güçlüydü. Bu itirazı en veciz bir şekilde ifade eden ise Saruhan vekili Refik Şevket Bey olmuştu. Kürsüye çıkıp bu teklifin derhal geri çekilmesini isterken şöyle demişti:

“Efendiler, biz İstanbul’a giden mebusları intihab eden (seçen) müekkilerin (vekil tayin edenlerin) vekiliyiz. O müekkiller hem bizlere hem onlara itimat bahşetmiştir. Onların mazhar-ı itimadı olan vekilleri diğer vekillerin azletmeğe salâhiyeti esasisi (yetkisi) yoktur. Takyit etmeğe (sınırlama) de hakkı yoktur. Biz onları azletmeğe kalkarsak kendi müekkillerimizi azletmiş oluruz. Dünyanın neresinde görülmüştür ki bu böyle olsun.”

Diğer mebuslar da kürsüye çıkıp “Millet tarafından seçilmişlerin vekilliğinin düşüp düşmeyeceğine biz karar veremeyiz” dediler.

Bu hem ahlaken güçlü hem de siyaseten meşruiyetçi itirazlar karşısında Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları daha fazla ısrar etmedi.

Refik Şevket ve arkadaşlarının verdiği bir başka teklifle bu teklif geri çekildi.

Ülkenin yarısının işgal altında olduğu, İstanbul ve Ankara’da iki ayrı iktidarın bulunduğu, kimin düşmanla işbirliği yapıp, kimin istiklal savaşı için çalıştığının birbirine karıştığı, bekanın bir propaganda malzemesi olarak değil, gerçekten tehlikede olduğu bir zamanda açılmış Ankara’daki Meclis’in seçilmiş vekilleri, İstanbul’daki Meclis’in seçilmiş vekillerin meşru, demokratik haklarına girmek istememişti.

99 yıl sonra Meclis dün 23 Nisan için özel olarak toplandı.

Ülkenin gündeminde; 23 gündür akıbeti meçhul, hala iptal edilip edilmeyeceği belirsiz İstanbul seçimleri, siyasi kutuplaşmanın sonucu olarak cenazede linçten zor kurtulmuş ana muhalefet lideri, bunun linç değil, “Anayasa’daki protesto hakkı” olduğunu söyleyen, lince mazeret arayan, bir geçmiş olsun telefonu açmayı bile çok gören devlet adamları, kazandıkları halde mazbataları ikinci sıradaki adaya verilmiş KHK’lı belediye başkanları, Kars’ta komutan tarafından eli sıkılmayan seçilmiş belediye başkanları, idari soruşturmalarla memurluktan ihraç edildikleri için oy verme hakları olup olmadığı tartışılan vatandaşlar var.

99 yıl sonra geldiğimiz yer hiç de parlak görünmüyor.

İnşallah Meclis 100. yılını kutlarken başımız daha fazla öne eğilmez…

(KARAR)

Etiketler:
Share
277 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Soğuk bir kış sabahı kirpiler

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbiri...
  • Ne güzel bürokrat ne güzel müftü!

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Yapıcı ve yerinde tenkitler baş göz üstüne de hep kara tablolar çizmek, hep kötüyü görüp genellemek, hep insanları ümitsizliğe boğmak dost işi değildir. En büyük mürşidlerin mürid ve talebeleri arsından bile çürükler ve hainler çıkmıştır. Saadet asrından bu yana bunca zaman geçtikten ve bozucu amiller bunca iş gördükten sonra “fazilet toplumundan” söz etmek zor olsa gerektir. Beklentimiz “halvet der encümen” fehvasınca kötüden asgari, iyiden azami etkilenmiş ve bu mânâda güzel insanımızın sayısını çoğaltmak ve toplumun yönetimini o ellere bı...
  • Baro’daki kafa, bu kafa!

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    S-400 tartışması nedir? F-35 uçakları ile ilgili anlaşmazlık nedir? Her ikisi de, hukuki ihtilaflar değil midir? Bir tarafında Türkiye olan. Diğer tarafında ABD olan.. Hatta diğer tarafta NATO’nun da olduğunu söyleyebileceğimiz bir hukuki ihtilaf değil midir? Bu iki hukuki ihtilafa, Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmalarını da ekleyebiliriz.. Orda da birinci muhatabımız, Kıbrıs Rum Kesimi’nden ziyade, Avrupa Birliği olmalı ki.. İlk günden kafayı çıkarıp, aynen ABD’nin yaptığı gibi, eşkıyalığa soyunup, Türkiye’ye yönelik te...
  • Sudan’da imzalanan anlaşma

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Sudan’da Askeri Geçiş Konseyi ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri arasında geçiş süreci konusunda kabul edilen siyasi belgenin imzalanması işlemi bazı ayrıntılar üzerindeki ihtilaftan dolayı ertelenmişti. Son olarak Salı akşamı uzun süren bir müzakerenin ardından 17 Temmuz Çarşamba sabahı imzalandı. Anlaşmayla ilgili ikinci metnin de yarın yani Cuma günü öğleden sonra imzalanacağı ifade edildi. Üzerinde en çok ihtilaf olan konulardan biri Askeri Geşiç Konseyi’ndeki generallere yasal dokunulmazlık verilmesi talebiydi. Generallerin, onl...