logo

08 Temmuz 2019

​ * Amansız düşmanlıklar ülkesi ve o yabancı dil. Sınırlarımızda hazırlıklar var. Toparlanın artık! * ‘Siyasi eleştiri’ değil, ganimet paylaşımı, intikam saldırısı bu. Masada çok büyük bir hesap var. * Kudüs’e ağıt yakarken bugünü ıskalamak tam bir ikiyüzlülüktür. ​


İbrahim Karagül
i.karagul@gmail.com

Türkiye’de her alanda bir siyasi körlük, algı sorunu, atalet ve basiret yoksunluğu salgın haline geliyor. Dar kişisel hesaplar, çıkar hesapları, siyasi hesaplar, öfke, hasımlık, haset, küskünlük ve benzeri şeyler ülkenin, milletin, devletin, hepimizin ortak kaderinin, hedeflerinin, hayallerinin çok ötesine geçti.

Adeta bir akıl tutulması, adeta bir zihin kararması alabildiğine yaygınlaştı. Küçük hikâyeleri büyük sözlerle pazarlama her şeyin önüne geçti.
Ekranlarda, köşelerde çok büyük laflar edenlerin, ayar verenlerin, “âkil adam” pozları satanların, “hakkaniyet” pazarlayanların büyük çoğunluğunun kişisel derdi olduğunu görmek, hareket noktalarının büyük hikâyeler, büyük mücadeleler değil, kişisel beklentiler ve umutsuzluklar olduğunu görmek ülkemiz adına acı verici.

‘SİYASET KENDİNİ DÜZELTSİN’ DİYEN KENDİ DÜŞÜNCE İFLASINI DA GÖRMELİ

Bir ülkede düşünce dünyasının bu kadar sığ, basit gerekçelere göre biçim alması büyük talihsizlik. “Siyaset kendini düzeltsin” diye bağırıp çağıranların, durdukları yere hiç bakmaması, kendilerine hiç bakmaması, Türkiye’nin, bu milletin yüzlerce yıllık mücadelesine hiç bakmaması, oradan hareket etmemesi, bu mücadeleye göre akıl-fikir, yol-yordam önermemesi çok büyük bir düşünce iflasıdır.

Erdoğan nefretine saplanıp kalanların, bu nefretin nereden geldiğine bir kez bile bakma gereği hissetmeyenlerin, nefretin Türkiye ile hesaplaşmaya dönük çokuluslu bir aklın ürünü olduğunu göremeyenlerin bize geçmişten, tarihten, Seçluklu’dan, Osmanlı’dan, Birinci Dünya Savaşı’ndan, İstiklal Savaşı’ndan, Cumhuriyet döneminden söz etmeleri, oradaki aksaklıkları ve yanlışlıkları anlatmaya çalışmaları, 15 Temmuz’u anlatmaya çalışmaları tam bir trajedi.

KUDÜS’E AĞIT YAKARKEN BUGÜNÜ ISKALAMAK TAM BİR İKİYÜZLÜLÜKTÜR

Bugün yeni bir tarih biçimleniyor. Bugünün tarihini kavrayamayanların geçmişten, tarihi örneklerden ders vermeleri tam bir ikiyüzlülük. Onlar bugünü anlayamıyorlarsa yüzlerce yıllık siyasi tarihte verilen mücadelenin aşamasını anlamamışlar demektir.

Medine Müdafaasını okuyup gözyaşı dökerken, Kutu’l Amâre söylemleri ile hava atarken, Kudüs’ün işgaline ağıtlar yakarken, Anadolu savunmasını göklere çıkarırken bugün hem Anadolu’nun mücadelesini, hem coğrafyadaki mücadeleyi kavrayamayanların aklından, zihninden şüphe etmemek mümkün mü?

O ZAMAN İNGİLİZ AĞZIYLA, BUGÜN DE ABD AĞZIYLA, ONLARIN KURŞUNLARIYLA…

Yüz yıl önce bütün coğrafyada İngilizlerle mücadele ederken kimler neredeyse bugün de aynı damar, aynı çevreler, aynı düşünce geleneği yine aynı yerde konumlanıyor. O zaman İngiliz ağzıyla konuşanlar şimdi ABD ağzıyla konuşuyor, onun gözüyle bakıyor, onun perspektifiyle algılıyor.

Tarihi siyasi genetiği ayağa kaldırmaya dönük mücadeleye dışarıdan ağır saldırılar yapılırken onlar da içeriden aynı saldırıyı sürdürüyor, o geleneğe mensup herkesi asıp kesiyor, küçümsüyor, aşağılayıp değersizleştiriyor.

SİYASİ ELEŞTİRİ DEĞİL, GANİMET PAYLAŞIMI, İNTİKAM SALDIRISI BU

Bugünlerde siyaseti eleştirmek bir fırtınaya döndü. Eleştirilecek elbette. Tabiatı gereği eleştiriye en açık alandır ve bu zorunludur. Ancak bu bir ganimet paylaşımına dönüştürülmek isteniyorsa, intikam halini almışsa, bir yapıyı dağıtmaya dönük yıkıcı bir rüzgâra dönüşmüşse, eleştirinin ötesinde bir hesap var demektir.

Bu hesaba dönük kolektif bir saldırı varsa, o hesap siyasetin ötesinde Türkiye ile ilgili demektir. İntikam da Türkiye’den alınıyor demektir. “Bu neyin intikamı, kimlerin intikamı” sorusu her şeyden daha öncelikli demektir. İşte tam burada, herkesin kendine “Ben kimin, kimlerin cümlesini kullanıyorum” diye sorması vicdani bir sorumluluktur.

MUHAFAZAKÂRIN ENTELEKTÜEL BİRİKİMLERİ AŞINDI. BUNU SİYASİ BASKI İLE KAMUFLE ETMEYİN.

Burada eleştiriye karşı çıkmıyorum. “Organize eleştiri”nin bir siyasi proje, bir çokuluslu program haline gelmesine yönelik kaygılarımı paylaşıyorum. Siyasetten daha fazla çöken şeyler var. Türkiye’nin, özellikle de muhafazakâr çevrelerin entelektüel birikimleri, zenginlikleri, kimlikleri olağanüstü ölçekte aşındı. Sadece eleştirip hiçbir şey üretemez, Türkiye’ye, coğrafyaya, bugüne ve yarına hiçbir şey söyleyemez ve mücadele edemez hale geldi.

Cemaatleri, vakıf/dernekleri, kanaat önderleri, medyası, yazar-çizerleri siyaset kadar bile söz üretemez hale geldi. Hiç kimse bunun, siyasi baskıdan kaynaklandığı gerekçesine sığınmasın. Bir konfor, rahatlık, atalet, “siyasi baskı” ile kamufle ediliyor. Asıl kayıplarımız burada. Acil müdahale gereken alanlar burada.

İÇERİDE HAKKANİYET NUTUKLARI ATANLAR BUNLARA NEDEN TEK BİR SÖZ SÖYLEMEZ?

Oysa dünya genelinde olağanüstü bir hareketlilik var. Devletler, bölgeler pozisyonlarını değiştiriyor, geleceğin dünyasına hazırlanmaya çalışıyor. Merkez güç alanları yer değiştiriyor, Doğu-Batı arasındaki hesaplaşma tehlikeli noktalara geldi. Türkiye, bu büyük fırtınaya hazırlanmaya çalışırken, işte tam bu sırada içeriden dayak yemeye başlıyor. Büyük hesaplaşmada, yeni küresel düzende eli zayıflatılmaya, direnci kırılmaya çalışılıyor.

ABD ve İsrail kontrolündeki Mısır, BAE ve S. Arabistan, bütün bölgede Türkiye’yi vuruyor. İçeriden “hakkaniyet” nutukları atanlar bunlara neden tek söz söylemez?

SUDAN DARBESİ TÜRKİYE’YE KARŞI, LİBYA’DA ÖLÜM LİSTESİ YAYINLANDI. PEKİ, NEDEN SESİNİZ ÇIKAMIYOR?

Türkiye Sudan’la çok güçlü ilişkiler kurdu. Sevakin Adasından tarım arazilerine ve güvenlik anlaşmalarına kadar. Aynı ülkeler Sudan’da darbe yaptı, ülkeyi bölüyorlar. O darbe Türkiye’ye karşı yapıldı. Ama Türkiye’yi bölgeden çıkarıyorlar. Hadi o çokbilmişler neden bu konuda tek bir şey söylemiyor?

Aynı ülkeler, Libya’da Türkiye’yi vuruyorlar. Biz BM’nin tanıdığı meşru hükümete destek veriyoruz onlar Hafter diye bir adam üzerinden kurdukları terör örgütüyle Libya’yı parçalamaya çalışıyorlar.

Ve o ülkeler, FETÖ ve PKK ile birlikte oradaki askeri varlığımızın listesini, resimlerini yayınlıyor, öldürülmeleri için hedef gösteriyor. Neden buna karşı tek bir cümle söylemiyorlar? “Türkiye’nin orada ne işi var” diyecekseniz bu tartışma sizi ilgilendirmiyor demektir!

NEDEN TÜRKİYE’NİN YANINDA DEĞİLSİNİZ? NEDEN KENETLENİP DÜNYAYA SES VERMİYORSUNUZ?

Doğu Akdeniz’de, KKTC’nin etrafında, Ege’de tam bir çevreleme yaşıyoruz. Neredeyse bütün dünya buraya toplandı. Hepsi Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. İçerideki “âkil adamlar” siz neden bu konuda bir çaba içinde değilsiniz? Neden susuyorsunuz? Neden mücadele etmiyorsunuz? Neden Türkiye’nin yanında güçlü ses vermiyorsunuz? Bunlar iç politik mesele mi? Yüz yıl sonra karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit bu ve siz ortalarda yoksunuz?

Türkiye tehdidi gördü, olağanüstü savunma hazırlığına girişti? S400 bunlardan sadece biri. Hiçbirinde Türkiye’nin çıkarlarını savunmadınız, tavır alıp öne çıkmadınız. Varsa yoksa çıkar hesaplarınız, öfkeleriniz, küskünlükleriniz, hasediniz. Dünya yansa, Türkiye mahvolsa sizin için bunlardan önemli olmadı, olmayacak.

AMANSIZ DÜŞMANLIKLAR ÜLKESİ VE O YABANCI DİL. SINIRLARIMIZDA HAZIRLIKLAR VAR. TOPARLANIN ARTIK!

Ne zaman Türkiye’nin yanında yer alacaksınız? Ne zaman bu ülkenin milli meseleleri için saf tutacaksınız? Ne zaman bu ülkeye yönelen tehditlere karşı kenetleneceksiniz? Ne zaman bu yabancı dili, bu dışarıdan dili, bu başkalarının ajandalarını terk edeceksiniz?

İçeride ve dışarıda amansız bir düşmanlıkla karşı karşıyayız. Erdoğan’la birlikte, bütün Türkiye’yi, tarihsel mücadelesini hedef alan yaygın bir cephe şekillendi. Artık bunu açıktan görüyoruz. Ekonomiden güvenliğe, içerideki muhalefetten yakın ve orta uzaklıktaki bütün coğrafyaya yayılmış keskin saldırılarla karşı karşıyayız.

Lütfen kimse bunu iç tartışmalarla örtbas etmeye kalkışmasın. Bu bir milli mücadeledir. Kim nerede ona bakın. Bugünün tarihini bugünden okuyun, anlayacaksınız! Suriye’den D. Akdeniz’e, Libya’dan Ege’ye her yerde hazırlıklar yapılıyor. Bir fırtına üzerimize salınıyor.

Toparlanın artık!

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
175 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bireyleşme, kadın erkek ve tarikatlar

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Demek ki, kişinin birey olduğunun farkına varmasıyla tek adam olma anlamında bireyselleşmesi farklı şeylerdir. Bat’ıda Aydınlanma dedikleri şey beraberinde bu aşırı bireyselliği getirdi. Kilisenin dogmatik bilgileriyle yetinmek zorunda bırakılan Batılı için Aydınlanma kaçınılmazdı. O birey olduğunu ancak bu yolla fark edebildi. Ama aydınlanma ‘insanın aklının dışında bir rehber kabul etmemesi’ diye anlaşılınca Batılı birey biraz fazla aydınlanmış olacak ki, gözleri kamaştı, kendinden başka otorite göremez oldu. ‘Aydınlanma’ deyince elbette Bat...
  • Sana bunu nasıl anlatsam?

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. İkindiden sonra güzel bir bahçe bulduysam, hele de mevsim yazsa, şöyle bir içlenip “Allah” derim. Çünkü bilirim ki Allah’tır O. Allah’ı bilirim. Rabbi bilirim. Rızkı bilirim. Şükür etmeyi bilirim. “Ne veriyorsan bana razıyımdır ben ona” demeyi alışkanlık haline getirmişimdir. Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. Biri gerçekten bir derdini anlatıyorsa dinlerim onu. Önemli bir mesele konuşulduğunu düşünüyorsam cep telefonuna gitmez elim. Çoğunlukla bağlanmasam da olur internete. Sokaklara bağlanmasam olmaz ...
  • Barış Pınarı’nın anlamı

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Barış Pınarı Harekâtı’nın başlangıcından bu yana dünyanın her tarafından aykırı sesler duyulmaya başladı. Türkiye’nin halen yürütmekte olduğu Fırat’ın doğusuna yönelik barış harekâtı Türkiye açısından güney sınırlarımızın güvenliğini gerçekleştirme bağlamında bir anlam taşıyor. Türkiye ile aynı kulvarda yer almayanlar ise bu olayı kendine göre değerlendirmeye girişiyor. Türkiye karşısında hasmane tutumu benimseyen ülkeler bizim için barış çabasından ibaret olan bu harekâtı savaş diye niteleyebiliyor. Ülke içinde de doğrudan telaffuz etmek...
  • Barış Pınarı oyunbozan harekettir

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Küresel sermaye ile bu sermayeye büyük ölçüde hâkim içeride ve dışarıdaki İsrail’in hizmetçisi olan ABD komünizmin yayılması tehlikesine karşı Yeşil Kuşak projesini; yani sözde İslâm’ı destekledi. 1990’lardan sonra Sovyetler dağılıp sözde komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, İslâm’a verdiği destek stratejik olduğu, samimi olmadığı, kullanma niyetine bağlı bulunduğu için geçici desteği terk ederek asıl projesi olan BOP’u devreye soktu. 1 Mart 2003’te meş’um tezkere reddedilince artık Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı açık-kapalı vaziyet alma d...